,

Deniz Eyüboğlu ile Alis (2025): Direnişin Görsel Dili

Deniz Eyüboğlı Alis 2025 kısa film görüntü yönetmeni portre fotoğrafı

Deniz Eyüboğlu, Türkiye sinemasında görsel anlatıyı karakterin iç dünyasıyla buluşturan yaklaşımıyla öne çıkan bir görüntü yönetmenidir. Kariyerine Duruşma filminde kamera asistanı olarak başlayan Eyüboğlu, zamanla kendi görsel dilini kurarak sinemanın anlatım olanaklarını derinleştirdi.

Canavarlar Sofrası ile Ankara Film Festivali kapsamında En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü kazanması, bu alandaki üretimini erken dönemde görünür kıldı. Ardından Büyük İstanbul Depresyonu, Çember ve Kusursuzlar gibi projelerde üstlendiği çalışmalarla atmosfer kurma yaklaşımını sürdürdü.

Bu röportajın merkezinde, Beril Tan’in yazıp yönettiği Alis (2025) yer alıyor. Eyüboğlu’nun görüntü yönetmenliğini üstlendiği film, görsel dili ve duygusal yoğunluğuyla Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Ulusal Kısa Film ödülünü kazandı. Ayrıca İzmir Kısa Film Festivali, İstanbul Film Festivali ve Ankara Film Festivali seçkilerinde finalist olarak yer alarak festival yolculuğunu sürdürdü.

Röportajımızda Eyüboğlu’nun Alis (2025) kısa filmindeki görsel tercihlerini, teknik yaklaşımlarını ve bu tercihlerin anlatıyla kurduğu ilişkiyi konuşuyoruz.

Sinema sektöründe kadın görüntü yönetmenlerinin hâlâ sınırlı sayıda olduğu bir ortamda, set içindeki konumunuzu nasıl tanımlarsınız? Bu durumun, görsel dil kurma ve teknik karar alma süreçlerinize yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Set içinde gereken saygıyı çoğunlukla görüyorum, tecrübelerime dayanarak genelde sözüm herkese geçiyor, teknik ekiplerin çoğu karşı cins olsa da beraber çalışmayla ilgili bir sıkıntı yaşamıyorum. Her birimle dirsek temasını bırakmadan dili kurmak için ortak çalışmadan yanayım.

Deniz Eyüboğlı Alis 2025 kısa film görüntü yönetmeni kamera arkası çekim fotoğrafı

Sıradan seyirci duyguya katkıda bulunanın tam olarak ne olduğunu bilemiyor açıkçası, ama meraklısı neyin öne çıktığını fark ediyor.

Bir yönetmenle çalışırken, görsel dili birlikte kurma sürecinde en kritik kırılma anı sizce nerede başlıyor? Set öncesi ve set sırasında bu ilişki nasıl evriliyor?

Set öncesi, daha senaryoyu okuduğumda kafamda oluşan bir görsel dünya oluyor elbet, bunu yönetmenle paylaşıyorum, çoğu zaman örtüşen fikirler ortaya çıkıyor, yönetmen referans filmler söylüyor bana, buna ilave olarak iki tarafın da önerileri oluyor, şeffaf bir şekilde aklımıza yatıp yatmadığını konuşuyoruz. Set esnasında genellikle majör değişiklikler olmuyor, spontane bir fikir gelişirse de filmin diline uygunsa deneyebiliyoruz.

Sahnenin duygusu için bir kaç parametrenin bir araya gelmesi şart; oyuncu, mekan, sanat, renk paleti, ışık, kamera hareketi gibi.

Bir sahnede izleyicinin duygusunu belirleyen şeyin ne kadarının görüntü yönetmenliğine ait olduğunu düşünüyorsunuz? Bu katkı sizce seyirci tarafından ne kadar fark ediliyor?

Sahnenin duygusu için bir kaç parametrenin bir araya gelmesi şart; oyuncu, mekan, sanat, renk paleti, ışık, kamera hareketi gibi. Bazı sahnelerde bunların hepsi olduğu gibi, bazılarında sadece 2-3 tanesi olabilir, görüntü yönetmenliğinin duyguya katkısı da bu faktörlere bağlı olarak öne çıkar.

Sıradan seyirci duyguya katkıda bulunanın tam olarak ne olduğunu bilemiyor açıkçası, ama meraklısı neyin öne çıktığını fark ediyor.

Alis 2025 kısa filminden plaj sahnesi Deniz Türkali kadrajda

Sizin gözünüzden “Alis”, görsel olarak nasıl bir dünya kuruyor? Bu dünyayı inşa ederken hangi duygunun izini sürdünüz?

Alis’in dünyasını kurarken Beril’le bahsettiğimiz yöntemleri izledik, yolladığı referans filmler ve karakter üzerinden, filmin duygusuna hizmet edeceğini düşündüğümüz görsel dili epey bir süre geliştirdik. Alis’in geçmişi, yaşadıkları, ruh hali, ve başına gelenler bizim için betimleyici oldu.

Filmde dikkat çeken sıcak ve canlı bir renk paleti var, özellikle sarı tonların (araba, kostüm vb.) öne çıktığını görüyoruz. Renk dünyasını oluştururken nasıl bir yol izlediniz?

Renkli dünya aslında Alis’in iç dünyasını yansıtıyor, geçmişte yaşadığı travmalara inat, hayata sımsıkı sarılan, renkli bir kişilik Alis, biz de bunu kıyafet seçimi olsun, genel renk paleti olsun, mümkün olduğunca canlı tutmaya çalıştık.

Deniz Türkali Alis (2025) kısa filminde gergin yatak sahnesi gri ve mavi renkler ön planda

Filmde hem bir tedirginlik hissi hem de renk paletinden gelen bir sakinlik mevcut. Bu iki zıt duygunun biraradalığı bilinçli bir tercih miydi? Bu dengeyi nasıl kurdunuz?

Burada tam da bahsettiğimiz sahnenin duygusuna göre ambiyans yaratma devreye giriyor işte, gece korku dolu anlar yaşadığında, gündüze göre nispeten daha soğuk, daha gölgeli anlar görüyoruz.

Işık kullanımında ağırlıklı olarak gün ışığından faydalanıldığını görüyoruz; ancak yer yer yapay ışık da devreye giriyor. Özellikle gece sahnelerinde ışığın daha yayılı ve yumuşak bir şekilde kullanıldığını fark ettim. Yapay ışık kullanımında nasıl bir yaklaşım benimsediniz? Bu atmosferi yaratırken nelere dikkat ettiniz?

Gündüz haricide doğal ışıktan yana tercih kullandım evet, şansımıza hava da güneşliydi, sadece bazı yerlerde kontrol altına aldık, fakat mekanın içine kimi yerde doğal görünümlü ışık yapmak zorunda kaldık. Geceler içinse mümkün olduğunca zayıf ve endirekt kaynaklarla çalışmayı tercih ettim, bunu kısa film mantığı ve imkansızlık sebebiyle değil, benim genel ışık yapma stilim bu yönde olduğu için.

Deniz Türkali gerilimli sahne yakın plan çekim.

Yakın planların yoğun kullanımı, karakterin iç dünyasına yaklaşmamızı sağlarken aynı zamanda bir gerilim hissi de yaratıyor. Örneğin, apartman toplantısı öncesinde Alis’in sarma sardığı sahnede kamera hem Alis’e hem de masa üzerindeki yemek malzemelerine oldukça yakından bakıyor. Bu sahnedeki yakın plan tercihleri sizin için ne ifade ediyordu?

Bu geniş açıyla çekilen yakın planlar özellikle Beril’in önemsediği tercihlerdi, ilk başlarda alınan kararlar arasındaydı, ve açıkçası ben de benimsedim ve gerçekten yakıştığını düşünüyorum Alis’in o anlardaki duygu hallerine.

Kameranın genel olarak oldukça hareketli olduğunu görüyoruz. Özellikle Alis’in geçmiş travmalarının tetiklendiği ve şimdiki zamana sızdığı anlarda bu hareket daha da belirginleşiyor. Bu hareketli kamera kullanımının anlatıya nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?

Evet Alis’in 1-2 plan hariç hepsini omuzda, büyük hareketler olmasa da, devinimli, salınımlı bir dille çektik, bu tercihimiz de en baştan beri belliydi, açıkçası başka türlüsünü aklımıza bile getirmedik, Alis’in her anında, onun hissettiğine en yakınını verebilmek için bu kaçınılmazdı.

Kısa film çekerken çoğunlukla tercih şansınız olmuyor, neye imkanınız varsa o malzemeyle çekiyorsunuz.

Deniz Eyüboğlu Alis 2025 kısa filminden kamera arkası görüntü

Teknik tarafa da biraz değinmek isterim: Çekimlerde tercih ettiğiniz kamera ve lensler, filmin kurduğu görsel dünyayı nasıl şekillendirdi? Bu seçimler daha çok estetik mi yoksa hikâye kaynaklı mıydı?

Kısa film çekerken çoğunlukla tercih şansınız olmuyor, neye imkanınız varsa o malzemeyle çekiyorsunuz, ama Alis’i çekmek istediğim Alexa mini LF ve Signature lensleri kullanabildim. Ben aslında kameradan çok lens seçimini ön planda tutuyorum, hikayeye ve kurmak istediğim görsel dünyaya hangisi daha iyi hizmet ediyorsa ona göre seçim yapmaya çalışıyorum, şartlar el verdiğince elbet 🙂

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin