,

Insomnia (2002) İncelemesi: Modern İnsanın Dikkat Krizi ve Vicdan Çatışması

Insomnia (2002) filminde Dormer ile katil arasındaki vicdan ve etik gerilimi gösteren sahne

Modern Dünyada Dikkat ve Odak Sorunu

Hayatın akışında kendisine yer edinme gayesinde olan insanlık günümüz dinamiklerinde zaman yönetimi konusunda odak sorunları yaşamaktadır. Yakın tarihe baktığımızda odaklanamama sorununun genelde teknolojik gelişmelerin akabinde bireyin oldukça fazla uyarana maruz kalmasından dolayı yaşandığı düşünülür. Özellikle seçkin kültür ve kapital toplum, bireyin gündelik hayatlarına müdahale ettiği gibi geleceklerine, nasıl düşüneceklerine, nasıl karar vereceklerine de etki etmektedir.

“Gelecek kaygısı, anda olamama, hayata yetişememe gibi kavramlar tüketim toplumunun bir süredir üretmiş olduğu yeni terimler olarak dikkat çekmektedir.”

Oluşan yeni dünya düzeninde birey kendine yer edinmek için aidiyet arayışına girer. Gelecek kaygısı, anda olamama, hayata yetişememe gibi kavramlar tüketim toplumunun bir süredir üretmiş olduğu yeni terimler olarak dikkat çekmektedir. Hayatın belli noktalarında gereğinden fazla stresli olmak, yapılan eylemlerden verim alamamak, kaygı bozukluğu ve dikkat eksikliği yaşamak psikolojik bir süreç gibi görülse de aslında değişen toplum ve yaşam koşullarıyla da yakından ilgilidir.

Zihin, Psişe ve Sanatta Dönüşüm

Modern çağda tüketim toplumunun yaşadığı açmazlar sadece sanayi, ekonomi, iş dünyasıyla sınırlı değildir. Felsefe, psikoloji, edebiyat, sinema gibi disiplinlerin de günümüzde kabuk değiştirdiğini görmekteyiz. Artık sanatta ruhsallık yerine materyalizmin tercih edilmesi, hislerin ifade ediliş biçimlerinin değişmesi özellikle sanayi toplumlarının ardından gerçekleşen önemli farklılaşmalar olarak karşımıza çıkar. Kandinsky, materyalizm yıllarının ardından zihinlerimizin bugün yeni yeni uyandığını söyler. Bugün inançsızlığın, amaçsızlığın ve idealden yoksun olmanın umutsuzluğu içindeyizdir. [1]

“Bugün inançsızlığın, amaçsızlığın ve idealden yoksun olmanın umutsuzluğu içindeyizdir.”

Öte yandan Jung’un Analitik Psikoloji kavramına göre bireyin kişiliği kapsamlı bir şekilde incelenmelidir. Birey üzerinde yapılan her çalışma bir kişilik tahlili olarak adlandırılır. Nitekim bu tahlilini gerçekleştirmek için ilk olarak psişeye öncelik verilmesi gerekmektedir. Psişe, köken olarak Latince bir kelimelidir ve ruh anlamına gelmektedir. Ancak psişenin en belirgin anlamı Türkçe’de zihin olarak tanımlanmaktadır. Psişe bilince bağlı olarak bilinçdışını da kapsar ve farkında olup olmadan yapılan eylemlerin kaynağını oluşturur. [2] Yaptığımız eylemlerin amacını bilmediğimizde bilinçdışı bir uyaranla harekete geçtiğimizi var sayarız. Odağımızı kaybettiğimizde ya da dikkat eksikliği çektiğimizde bulunduğumuz eylemlerde aynı durumdan bahsedebiliriz. Bu hususta odaklanma ve odak bağlamında sinemanın ana bileşeni her şeyden önce objeye odaklanış biçimi olarak önem teşkil eder. Yani yedinci sanatın bugün popülerliğini ve bağımsızlığını korumasındaki en yegâne unsur odaklanma sanatıdır.

Sinemada Odak ve Seyir Deneyimi

Odağa bağlı gelişen sinematografik bilinç kurgu denemeleriyle birlikte rüştünü ispatlar. Keza sinemayı sanat yapan gelişmelerden biri sovyet kurgu denemeleridir. Kleshov’un kurgu çalışmaları, Eisenstein ve Pudovkin’in montajın olanaklarını genişletmiş yeni bir film dili oluşturmuşlardır. Art arda gelen hareketli görüntüler çatışmacı bir anlatım yüklerken seyirciyi harekete geçirecek, örgütleyerek bir anlatı tasarlamayı düstur edinmektedir. Sonraki dönem sinema kuramcılar biçimcilikten öte gerçekciliğe yönelmişlerdir. Sinemanın seyircisini düşündürtmek, sorgulatmak gibi amaçlarının olması gerektiği savunulmuştur.

Bu gerçekçi hareket filme odaklanmak, alan derinliği sayesinde hikayenin merkezine konuşlanmak üzerine kurulur. Seyirci odak noktasını filme, sahneye verir; uzun planlar soluklanmak, dikkati
toplamak ve yoğunlaşmak adına tasarlanır. Sinemada odak ve alan derinliğinin filmin bütünü adına önemli bir yeri vardır. Odaklanma eylemi görüntüyü algılamamızı sağlar. Sinema-gerçek ilişkinin temelleri olan kurgu ve alan derinliği birbirini destekleyen iki yaklaşım olarak önemlidir. İzleyici odaklanma imkânı sunulan filmlerde seyirci pasif olmaktan sıyrılarak olayın katılımcısı durumuna getirilir [3]

“İzleyici odaklanma imkânı sunulan filmlerde seyirci pasif olmaktan sıyrılarak olayın katılımcısı durumuna getirilir.”

Christopher Nolan’ın Insomnia (2002) filminde Dormer’ın uykusuzluk ve dikkat kaybı yaşadığı sahne
Fotoğraf : IMDb / Insomnia (2002)

Insomnia ve Odağın yitirilişi (Christopher Nolan, 2002)

Erik Skjoldbjærg’ün 1997 yapımı aynı adlı filminden uyarlanan Insomnia bu kez Christopher Nolan’ın yorumuyla sunulmaktadır. Görece Nolan sinemasının en güçsüz filmi olarak anılan Insomnia, aradan geçen yirmi yılı aşkın bir sürede bana kalırsa bir başyapıt olma özelliği taşıyor. Filmin yarattığı anlam ve arka planda tartıştığı sorunlar oldukça evrensel ve güncel. Özellikle yozlaşmanın her geçen gün arttığı yeni dünya sisteminde belki de Insomnia’yı aralıklarla tekrar tekrar izlemek gerekmektedir.

Filmin olay örgüsü en kısa özetiyle cinayet soruşturmasını kapsamaktadır. On yedi yaşında genç bir kızın cinayete kurban gitmesinin ardından katili bulmak için Alaska’ya gelen Dormer güneşin hiç batmadığı bu kuzey şehrinde uykusuzluk problemi yaşar. Los Angeles’ın emniyet teşkilatının duayen detektiflerinden biri olan Dormer ortağı Hap ile birlikte gizemli bir cinayeti çözmek için görevlendirilir. Meslek etiği ve bireysel sürtüşmelerin yaşandığı Dormer ve Hap ilişkisi çekişmeli bir şekilde iktidar çatışmasına yol açmaktadır. Ancak iki detektifin de profesyonel oluşu aralarındaki gerilimi seyirciye küçük nüanslarla hissettirir. Her şey olması gerektiği gibi usulüne uygundur ya da bizlere uygun olduğunu düşünmemiz gösterilir.

Insomnia (2002) filminde Dormer ile katil arasındaki fiziksel ve ahlaki çatışma sahnesi
Fotoğraf : IMDb / Insomnia (2002)

İki polisin ego savaşlarındaki çatışmanın temelinde güçler dengesinin çatırdaması ilk akla gelen unsur olsa da Dormer hukukun üstünlüğü yasasını ihlal etmiştir. Keza delil yetersizliğinden serbest bırakılacak olan bir suçluyu cezalandırmak için sahte kanıt üretmiştir. Bu sebeple her ne kadar işinde profesyonel ve başarılı olsa da teşkilatın gözleri Dormer’ın üzerindedir. Hâliyle yozlaşmış bir adalet etiğinin çürümüşlüğü Dormer’ı sistem içine hapsetmektedir. Dormer’ın kendi yargı sistemi genç ve itaatkâr polis olan Hap’ı tedirgin etmektedir. Dormer, artık iktidar yanlısı yeni polis memurunun tahakkümü altındadır.

“Yozlaşmış bir adalet etiğinin çürümüşlüğü Dormer’ı sistem içine hapsetmektedir.”

Klasik polisiye anlatılarının bir örneği olarak Insamnia’daki hikâye kurgusu Dormer ve Hap arasındaki sürtüşmeyi seyirci vizyonunda final bölümüne kadar itiraf etmez. Sürekli diken üstünde bir seyir deneyimi yaratılır. Beklentinin bu denli yüksek olması şüphesiz Dormer’ın profesyonel olması ve aldığı her işi başarıyla yerine getireceğine duyduğumuz inançtır. Dormer’ın meslek yılları boyunca üstesinden gelemediği dava neredeyse yoktur; ancak Alaska’nın hiç batmayan güneşi ve Dormer’ın etik kuralları ihlal ettiği geçmiş yaşantısı uykusuz gecelere hatta kâbusa dönüşür. Filmin önemli bir bölümünde tüm hayatını suçlu kişileri yakalayıp adalete teslim etmekle geçiren bir adamın depresyonuna şahit oluruz. Odağını ve inancını yitiren Dormer, asla uyanamayacağı derin bir kabusun pençesine düşer. Altı gün boyunca hiç uyumadan davayı çözmeye çalışır, nihayetinde katilin kendisinden daha zeki ve acımasız olduğunu kabul eder ve onunla işbirliği yapmaya başlar.

Dormer’ın katille anlaşması ilk etapta seyirciyi andan kopartma tehlikesiyle karşılaştırır; ancak karşımızdaki karakterin hâlihazırda kendi adalet sistemini kuran bir polis olduğunu tekrar hatırlatmak gerek. Nedendir bilinmez çoğu sahnede katile yönelik yakınlık duygusu hissetmek bile olasıdır. Adalet sistemi çöktüğünde toplumların başına gelebilecek her türlü olayın düşüncesi bile korkunçken birçok hak savunucusu kendi taşra kanunlarını uygulamaya eğimlidir. Belki de tam da bu görüşe ithafen katille birlikte patriyarkal adalete ve birey devletine yönelik güvensizliğin ve sistemdeki boşluğun yeni suçlularını yarattığını ve bunu da oldukça kolay başardığını düşünebilmekteyiz. Filmin iyi adam kötü adam dengesinin bu denli bulanık oluşu aslında çoğu noktada büyük bir hasar yaratmaktadır. Ortada büyük bir cinayet ve istismar suçu vardır. Ancak katil deyim yerindeyse seyirciyi suçuna ortak etmeye çalışır. Çünkü Dormer, kural adamı ve partiyarkayı besleyen kanallara daha yakın durmaktadır. Katilin cezalandırılması ve şahsına yönelik uygulanan yaptırımlar oldukça yetersiz bırakılır. Tam da bu noktada özgürlükler ülkesinin yeni bir problemi devreye girer. Hakkını savunabilmek için üst sınıfa ya da illegal ağlara yakın olma zorundalığının gerçekliği…

Insomnia’nın Film ile Kurduğu Bağlam Üzerine

Uykusuzluk ve Vicdan Çatışması

Dormer’ın etik değerlerini, inancını ve kendine olan güveneni kaybetmesi ilk tahlilde uykusuzluk olarak görülebilir, en azından yönetmen bize bunu empoze eder. Ancak Dormer’ın uykusuz gecelerinin asıl sebebi Alaska’da güneşin batmaması değil vicdan çatışmasıdır.

“Dormer’ın uykusuz gecelerinin asıl sebebi Alaska’da güneşin batmaması değil vicdan çatışmasıdır.”

Filmin temel problemi uyku sorunu yaşayan bir dedektifin görevlerini yerine getirememesi, yaşadığı bulanıklıktan ve dikkatsizlikten düşmanların faydanlanması olarak çözümlenebilir. Bu hususta Insomnia’nın bilimsel verilerden yararlanıldığını kabul edebiliriz. Dormer’ın film boyunca önemli çatışma noktalarında lokal uykuda olması, altı gece boyunca uyumadan dava hakkında düşünmesi en nihayetinde uykusuzluğun getirmiş olduğu dikkat eksikliğine bağlı olarak basit hatalar yapması onu potansiyelini kullanamayan bir polise dönüştürmüştür. Basit gibi görünse de uykusuzluk insan hayatını etkileyen önemli faktörlerden biridir. Uykusuzluk Dormer’ın hayatını olumsuz etkilemiş, bir dalgınlık sonucunda ortağını kazara vurmuş ve yıllardır yakalamak için mücadele ettiği suçlu insanlarla aynı safta yer almasına sebep olmuştur.

Christopher Nolan’ın Insomnia (2002) filminde Dormer’ın soruşturma sürecinde etik gerilim yaşadığı an
Fotoğraf : IMDb / Insomnia (2002)

“İyi polis bulmacanın parçalarını birleştiremediği için uyuyamaz. Kötü polis ise vicdanı el vermediği için.”

Dormer’ın polislik etiği ile alakalı mottosu olan “İyi polis bulmacanın parçalarını birleştiremediği için uyuyamaz. Kötü polis ise vicdanı el vermediği için.” diyaloğu aslında kendi hakkında gelişen süreci bizlere ifade etmektedir. Dormer, vicdanı yüzünden uyuyamamaktadır ve görevine odaklanamamaktadır. Çünkü bir zombiye dönüşen adalet sistemini savunan yine yozlaşmış biçimde hukuku kendi vizyonları doğrultusunda tartışan diğer ucubelerin arasında sıkışıp kalmıştır. Bizi koruması gereken ellerin bizi öldürdüğü bir dünyada adaletin nasıl sağlanabileceği büyük bir merak konusudur.

Dikkat, Travma ve Çözülme

Son kertede filmin Insomnia, dikkat dağılması ve odaklanamamak üzerine önemli eleştirilerinden biri yorgunluğun düşünsel süreçleridir. Birey dikkatini veremediği durumlarda, odağını kaybettiği zaman normal hâline göre daha depresif ve kaygılıdır. Dormer, insomnia ile birlikte Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşamaktadır. Yaşanan olaydan sonra rahatsız edici ve huzursuzluk verici anıların bireyin zihnine sıklıkla gelmesi ve bu durumu önleyememesi olarak açıklanabilmektedir. [4] Filmin odak noktası başarılı bir detektifin dikkatini davaya yöneltememesi ve geçmiş travmalarının gün yüzüne çıkması üzerine kurulmuştur. Ancak psikolojik gerilimin yanı sıra film vicdan kavramının ve ahlak değerlerinin insanda yarattığı motivasyona da değinmektedir. Dikkat eksikliğinin birçok sebebi olarak filmde uykusuzluk öncülleştirilmekle birlikte asla tek sebep değildir. Vicdani yaptırım, kötü anılar, obsesyona bağlı uykusuzluk daha doğrusu uykunun kaçması söz konusudur.

KAYNAKÇA

[1]Kandinsky, Wassily (2013) Sanatta Ruhsallık Üzerine. Altıkırkbeş Yayın.

[2]Sunal, Gözde, Berkan Şahin Keleş (2023) Christopher Nolan Sinemasının Arketipsel Analizi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.

[3] Bazin, Andre (2011) Sinema Nedir? Doruk Yayınları.

[4] Caballero, Beatriz (2022) İnsomnia: Uyumanıza İzin Vermeyen Gizli Şeytan. https://aklinizikesfedin.com/insomnia-uyumaniza-izin-vermeyen-gizli-seytan/ Erişim Tarihi: 04.06.2024

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin