Son zamanlarda izledikten sonra günlük hayatımda bile durduk yere aklıma gelip hala düşünmeye devam ettiğim birkaç oyun var. Ben de bu listeyi tam olarak bu hissi hissettiğim oyunlar için düzenledim. Konfor alanımı zorlayan ama etkisi hala bende olan dört oyunu sizler için derledim.

1- İnsanlar Mekanlar Nesneler
ŞİMDİ BENİM, ŞİMDİ SENSİN, ŞİMDİ BİZİZ. BU İSE SADECE BAŞLANGIÇ.
Yapım Ekibi: IdPro & Zorlu PSM & Omnia Yapım
Bağımlılık üzerine birçok şey izledim ama İnsanlar Mekanlar Nesneler, insanın yakasına bambaşka bir yerden yapışıyor. Aslında People, Places and Things oyununun, İbrahim Çiçek rejisiyle sahnelenen bu versiyonu; madde ve alkol bağımlısı bir oyuncunun bağımlılığından kurtulma hikayesini çok gerçek bir yerden işliyor. Yer yer farklı karakterlerin hikayesine de girse tek bir karakterin zihninin içinden dolaşırken, bir insanın aslında ne kadar yalnız ve ne kadar bunalmış hissedebileceğini fark ettiriyor seyircisine.
Yer yer insanı güldüren sahneleri de olsa seyircisini çok sert bir şekilde yere çarpıyor. Bazı sahneler var ki vücudunuz gerginlikten kaskatı oluyor, izlerken rahatsız ediyor ama gariptir ki bir o kadar da içine çekiyor. Kişisel bir yerden, ”Aşağı bakma” oyun içinde verilen çok güçlü bir metafor olmuş.
Ve Merve Dizdar’ın performansı oyunun en görünür katmanlarından biri. Ritmi düşürdüğü anlar ve beden dilini kullanma biçimi karakteri daha gerçek bir hale sokup seyirciyle arasında duygusal bir bağ kurmasını sağlıyor. Özellikle tempoyu yükseltmesi gereken sahnelerde, kriz anlarında inanılmaz bir gerçeklik sunuyor.
Ayrıca oyun Direklerarası Tiyatro Ödülleri 2025’te Kadın Oyuncu, Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri 2025’te ise Yılın Işık Tasarımı, Yılın Koreografisi, Yılın Kadın Oyuncusu ve Yılın Prodüksiyonu gibi çeşitli ödüllerin sahibi oldu.
İnsanlar Mekanlar Nesneler, bu ay 6-7 Mayıs tarihlerinde Zorlu PSM’ de sahnelenecek. Dediğim gibi biraz fazla ağır bir iş, konfor alanında kalmak isteyenler uzak dursun. Bitmeyen bir etkisi var, beni de vuran kısmı bu oldu.

2- Ada Kasabası
Yapım Ekibi: Tiyatro Kontra
Island Town oyunundan bir uyarlama olan Ada Kasabası, Tiyatro Kontra tarafından sahnelenen, bağımsız tiyatroda minimal bir sahneyle nasıl bu kadar güçlü bir etki yaratılabileceğinin en büyük örneklerinden.
Bir adada birbirinden farklı hayatları olan üç arkadaş… Kate sadece adanın dışında ne olduğunu merak ediyor, Pete sadece baba olmak istiyor ve Sam’de küçük kardeşiyle ikisine yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Oyunda bu üç arkadaşın kendilerini oldukları yere ait hissedememeyişini izliyoruz.
Yok denecek kadar sade sahnesi ve ışık-ses tasarımıyla dikkati tamamen hikayeye çekmeyi başarıyor. Üç oyuncu da abartıya kaçmadan, çok kontrollü ama bir o kadar da içten bir yerden performans sergiliyorlar. Bu da oyunu daha da güçlendiriyor.
Hatta ekip Direklerarası Tiyatro Ödülleri 2026’da Umut Veren Yeni Tiyatro Grubu ödülünü kazandı. Ada metaforu oyuna çok doğru bir yerden yakışmış. O kopukluk, bir yere ait hissedememe ve sıkışmışlık hissi sadece metinde değil, oyuncular sayesinde sahnede de karşılığını buluyor.
Ada Kasabası, güçlü metni, Efe Uzuner rejisi ve oyuncularıyla son zamanlarda izlediğim en iyi bağımsız işlerden biriydi. Mayıs ayı içerisinde 2 Mayıs – Eksi On Altı Mekan, 21 Mayıs – Bahçe Galata olmak üzere iki temsil var. Kaçırmayın derim.

3- Yeter
Yapım Ekibi: Craft
2025 Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünün sahibi olan Yeter, Esra Ruşan ve Gizem Erdem’den oluşan kadrosu ve Gonca Küçükardalı rejisiyle, iki hostes arasında sıradan bir arkadaşlık hikâyesi gibi başlayan, ilerledikçe çok sert bir noktaya varan ve izleyiciyi yavaş yavaş dibe çeken feminist bir oyun.
Her sahnede karakterlerin arasındaki güç dengesi el değiştiriyor ve diyaloglar ilerledikçe daha da ağırlaşıyor. Tansiyon alttan alta hep büyüyor. Oyuncuların sahnede kurduğu o sıkışmışlık hissi bir noktadan sonra seyirciyi ister istemez sarmaya başlıyor.
Ayrıca oyun adının hakkını fazlasıyla veriyor. ”Yeter” duygusu sonlara doğru sadece karakterlerin değil, seyircilerin de söylemek istediği bir şeye dönüşüyor. Oyunun yer yer feminist metaforlarla anlatımı daha da güçlü kılınmış.
Bazı kişiler için tetikleyici unsurlar içerebilir, hassas olan kişilerin izlememesini öneririm.

4- Tam Şuramda Duruyor
Yapım Ekibi: ESTA
Distopik bir dünya olan Pitkar Adası’nda kendince farklı dertlerinin ve problemlerinin gölgesinde sıkışmış olan yedi farklı kişi ve onların hikayesini ortak bir noktada buluşturan Tam Şuramda Duruyor oyunu, adının hakkını veriyor. İzlerken bir zaman sonra tarif etmesi çok zor ama tanıdık bir duyguya dokunuyor. İnsanın tam şurasında bir yere oturan ama tam olarak da ne olduğunu kolay kolay dillendiremediği bir şeye.
Sahne yine oldukça sade, ama bu sadelik yine hikayeyi daha görünür kılıyor. Adında geçen, o ”şuramda” hissini gerçekten oyunun içinde fiziksel bir şekilde hissediyoruz ve oyunun en güçlü yanının adını koyamadığımız bu duyguyu bize hissettirmesi olduğunu düşünüyorum.
Can Kılcıoğlu rejisiyle ve bana özel bir yerden hissettirdiği duygularıyla gönül rahatlığıyla önerebileceğim işlerden biri. Bu ay 13 Mayıs’ta Bahçe Galata’da ve 17 Mayıs’ta Nazım Hikmet Kültür Merkezi İzmir turnesi kapsamında sahnelenecek iki temsil var.
Önerdiğim bu dört oyunda farklı yerlerden, farklı konulardan bahsedilse de buluştukları ortak bir nokta var: izleyicisini rahat bırakmamak.
Eğer kafa dağıtayım, pozitif bir şekilde salondan çıkayım istiyorsanız bu oyunlar size göre değil. Bu oyunlar çok daha karanlık.


Bir Cevap Yazın