Varlık (2026): Kaçıncı hayatlarımızda gerçekten var oluruz?

varlık filmi baba karakterinden vasiyet imzaladığı bir kare

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Ulusal Yarışması’nda izleyiciyle buluşan Muzaffer Mehmet Çağlar imzalı Varlık, terminal dönemindeki bir babanın ailesine bırakacağı mirasın gölgesinde biçimlenen dramatik bir anlatı sunuyor. Ancak film, merkeze aldığı aile içi ast-üst ilişkilerini ve kaçınılmaz maddi çıkar çatışmalarını kurgusal düzlemde ele alırken, bu tanıdık temaya ne yazık ki yenilikçi, öncü ya da özgün bir ton katmakta zorlanıyor. Ölümün eşiğinde, miras dağıtımını onaylama arifesindeki bir babanın çocuklarına, özellikle de kız çocuklarının eşleri damat figürleri, üzerinden şekillenen aile dinamiklerine duyduğu güvensizlik, filmin ana aksını belirleyen en önemli unsuru olarak kabul edilebilir. 

Türk aile yapısının geleneksel ve çekirdek kodlarına temas eden bu damatlar figürü hem sağlığında hem de hastalığında aile fertlerine karşı beslediği derin şüpheyi, hüzünlü ve eleştirel bir yaklaşımla izleyiciye aktarıyor. Bir babanın evlatlarına bırakacağı en önemli mirasın maddi aktarım yerine etik değerler ve ahlak olması gerektiğini ısrarlı bir tavırla deneyimliyoruz. Bu noktada Varlık’ı tekrara düşüren yapının filmi yükseltecek gerçek bir eylemden yoksun olmasına atfedebiliriz.

Ancak tercih etmiş olduğu dil ve konu üzerinden devam edersek filmin güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çektiğini ve bu unsurda hakkını vermek gerektiğini de eklemek isterim. Anadolu irfanını, deyim yerindeyse, oynamak yerine karakter olarak adeta üstlerine giyen aile bireyleri başarılı performanslarıyla filmi üst perdelere taşıma görevini başarıyla yerine getiriyor. Varlık, bugüne dek izlediğimiz muadillerinden farklı olarak, aile içi meselesini yalnızca maddi bir miras kavgasından ibaret bırakmıyor. Film baba olgusunun ölümle yüzleştiği anlarda bile aile ilişkilerinin pamuk ipliğine bağlılığına ve maddi refaha göre boyut atladığını, ruhsal ve duygusal katmanları da eşeleyerek dikkat çekiyor.

Nitekim izlemiş olduğumuz bu büyülü gerçekliğin varlık kavramını yeniden sorgulatmayı amaçladığını henüz ilk sahnelerden itibaren duyumsuyoruz. Özellikle varlığın, hiçbir para birimiyle ya da maddiyatla satın alınamayacak olan sağlıklı olma hali ve görece kan bağı olduğunu öğretmekten de kaçınmıyor. Ancak bu kıymetli çabasına rağmen Varlık, biçimsel ve senaryosal sınırları nedeniyle sinemamızda çığır açan bir yerde durmaktan ziyade iyi tartışma konusu açmakla özetlenebilen tanıdık bir aile dramı olarak sonlanıyor.

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin