“Aradığınız adalete şu anda ulaşılamıyor”
2025 yılında hangi diziler izlendi, dünya ve Türkiye hangi içeriklere odaklandı, dizilerin ortak noktası neydi? 2026 yılına girerken Dizi Doktoru Oya Doğan, 2025’in en iyi 5 dizisini Sinefil Atak için yazdı
2025 yılına damgasını “adalet” vurdu. Dünya adeta el ele verip kaybolan adaleti aradı. Bu arayış sinema ve dizi dünyasında da karşılığını buldu. Üretilen her içerik alt metinde adaleti aramaya, adaletsizliği sorgulamaya çalıştı. Kimi adalet arayışını aile içinde başlattı, kimi işyerinde, bazıları da sisteme dokunmayı ihmal etmedi. Hak, hukuk, adalet üçlemesi duygu dünyamızdan ekonomik durumumuza, siyasi durumumuzdan coğrafi yaşamımıza her şeyi etkiledi. Bu da izlediğimiz işlere yansıdı. Yani siyaset duygu durumumuzu, o da izleme alışkanlıklarımızı etkiledi ve 2025 ekran modasını yarattı. İşte 2025 yılında ses getiren yerli ve yabancı yapımlar…

1. Adolescence (2025)
Netflix’te yayınlanan 4 bölümlük mini dizi olan ve tamamı tek plan olarak çekilen Adolescence (Ergenlik), 13 yaşında bir çocuğun okuldan tanıdığı bir kızı bıçakla öldürmesi etrafında yaşanan olayları anlatıyor. Dizi; tutuklamanın sabahı, soruşturma, psikologla çocuğun seansları ve karar öncesi aileyi merkeze alarak cinayetin tüm ayaklarını ortaya koyuyor. Dizi bize aynı evde yaşadığımız bireylerden bile ne kadar kopuk olabileceğimizi çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Zira özellikle ergenlik dönemindeki çocukların sosyal medya etkisiyle şiddet ve zorbalığa yönelmesine ilişkin büyük bir tokat atıyor. Dizi izleyiciye bir çocuğun odasında sessizce oturduğunda da suça itilebileceğini gösteriyor. O nedenle 2025’in en çarpıcı dizilerinin başında yer alıyor. Çünkü adalet önce evde öğretiliyor.

2. Fer (2025)
Melisa Sözen, Ertan Saban ve Ceren Taşçı’nın rol aldığı, Gain’de 8 bölüm yayınlanan Fer; mutsuz evliliğini bitirmeye çalışırken ailesi, toplum ve ekonomik zorluklarla mücadele eden Dilek’in kolay yoldan zengin olma yolunu seçmesini anlatıyor. Önce korsan taksicilik, ardından şoförlük yapan Dilek sonunda kolay yol olarak gördüğü yasadışı seçimi yapıyor; yani elmas kuryeliğini… Dilek’in her bölüm içine düştüğü çıkmazlar karşısında hırslanmasını ve bataklığa daha da batmasını izlediğimiz dizi klasik protagonist kalıplarının dışına çıkarak bir ev kadınından bir kurye yaratarak dikkat çekiyor. Üstelik bunu yaparken suç işleyenin de mağdur olabileceğinin altını çiziyor ve adaletin katılığını yumuşatmaya çalışıyor.

3. İstanbul Ansiklopedisi (2025)
Bağımsız sinemadan tanıdığımız Selman Nacar’ın yönettiği İstanbul Ansiklopedisi; adını Reşad Ekrem Koçu’nun aynı adlı eserinden alıyor. Koçu’nun ansiklopedisinde yer alan, Alçakdam Yokuşu, Bezm-i Alem Valide Sultan Camii, Çarşanba Sokağı, Deniz Hastanesi, Emek Sineması, Fener/Fenerler/Deniz Feneri, Galata Rıhtımı Salaşları, Tiyatro ve Meyhaneleri gibi mekanlar, dizideki hikaye örgüsüyle iç içe geçerek izleyiciye farklı bir izlek sunuyor. Dizi merkezine kuşaklar arası farklılıkları ve kent kimlik çatışması koyuyor. Zira kendi kimliğinin içine sıkışan Zehra’nın buhranı dizinin genel yapısına da yansıyor. Bir şehre ait olmaya çalışan ve o şehirden kurtulmaya çalışan iki karakterin buluşması da seyir zevkini tırmandırıyor. İstanbul Ansiklopedisi, Türkiye’nin kanayan yaraları; aidiyet, kimlik ve adalet sorgusuna İstanbul’u mesken tutarak cevap arıyor.

4. Uzak Şehir (2024)
2017’de Lübnan’da yayınlanan Al Hayba dizisinden uyarlanan, başrollerini Sinem Ünsal, Ozan Akbaba ve Gonca Cilasun’un paylaştığı, Kanal D’de ekrana gelen “Uzak Şehir” dizisi Alya Albora’nın bir hanımağaya dönüşme hikayesini izleyiciye sunuyor. Bunu yaparken de ataerkil sisteme anaerkil bir bakış getiriyor ve doğuyla batının, zorbayla hak arayanın kavgasını güçlü bir dramatik yapıda sunuyor. Uzak Şehir ekranda uzun yıllardır hiçbir dizinin ulaşamadığı iki basamaklı reytingleri alıyor ve ülkeyi bir konağın içine sığdırıp bize adaletin, imkansız aşkların, hayallerin, umudun farklı bir resmini çizmeye devam ediyor. Üstelik rejinin uyguladığı kamera hareketleriyle izleyiciye o anda oradaymış gibi hissettiriyor, bu da Uzak Şehir’i izleyiciye yakın hale getiriyor.

5. Pluribus (2025)
Breaking Bad ve Better Call Saul’un yaratıcısı Vince Gilligan’ın Apple TV için yaptığı bilim kurgu dizisi Pluribus, 2025’in sonunda gelip en çok ses getiren dizilerinden biri olmayı başardı. Dizide; uzaydan gelen bir sinyali bilim insanları RNA dizisine çeviriyor ve laboratuvarda test ediyorlar. Ancak ani gerçekleşen bir kaza nedeniyle virüs yayılmaya başlıyor. Böylece insanlık tek bir kolektif bilince dönüşüyor; mutlu, barışçıl, birbirine bağlı… Ancak dünyada sadece 13 kişi bu virüsten etkilenmiyor. Fantastik romanlar yazan, dünyanın en mutsuz insanı Carol da, bu mutluluk salgınından kurtuluyor. Diziyi Carol’ın gözünden izliyoruz. Dizide mutluluğun bedeli de özgür iradenden yani kendinden vazgeçmek. Yani en büyük adaletsizliği kendisine uyguluyorsun. Dizi çok çarpıcı ve ikinci sezon onayını çoktan aldı bile.
Herkese mutlu yıllar…


Bir Cevap Yazın