Alis (2025): Direnişin Plaj Şemsiyesi

Alis Kısa Film

Adana Altın Koza’da En İyi Ulusal Kısa Film, İzmir Kısa Film Festivali’nde En İyi Sanat Yönetimi ödülünü kazanan Alis, bugün Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde.

Beril Tan’ın yönettiği Alis’le ilk kez Adana Altın Koza’da tanıştım. Sonra İzmir Kısa Film Festivali’nde ve bu yıl 45. İstanbul Film Festivali’nde yeniden izledim. Her seferinde aynı hikâye, ama başka bir ben. Bugün ise Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin Akbank Sanat ile Kısalar seçkisinde Alis’le dördüncü kez karşılaşacağım.

Deniz Türkali’nin canlandırdığı Alis, Türkiye’de yaşayan Ermeni bir kadın. Film daha ilk sahnede onun yalnızlığını müzikle kuruyor: Baharın müjdeleyicisi bir Ermeni halk şarkısı olan Garun Garun son ses çalıyor. Belki de tüm film bu sahnede çözülüyor. Alis, bu şarkıyla geçmişin baharlarına, eski aşklara tutunarak bugünün içinde kendine yeniden bir hayat arıyor.

Deniz Türkali gerilimli sahne yakın plan çekim.

Direksiyon başında bambaşka bir Alis çıkıyor karşımıza: özgür, güçlü, yaşam dolu ve bağımsız. Ama bu sesin altında yorgunluk var. Derin bir yalnızlık var.

Kentsel dönüşüm, onu yalnızca evinden değil, anılarından ve gençliğinden de koparmaya hazırlanıyor. Alis buna karşı gürültülü bir kavga vermiyor. Sessizce geçmişindeki insanlara tutunuyor. Zamanında ektiği tohumlar karşılık buluyor. Geçmişinden gelen bir çocuk onun elinden tutuyor.

Alis’in gerçek gücü de burada ortaya çıkıyor. Dönüşüme meydan okumaktan ziyade, dönüşümün karanlığının karşısına bir plaj şemsiyesi dikip denizin keyfini çıkarıyor.

Alis, geçmişe saplanıp kalmadan değişen dünyanın içinde kendi ritmiyle, son ses bir müzik açıp var olabiliyor.

Alis’i her izleyişimde bende başka bir katman açıldı. İlkinde yalnızca hikâyeye odaklandım. İkincisinde, İzmir Kısa Film Festivali’nin güçlü finalistleri arasında filmi bir seçkinin parçası olarak, diğer filmlerle birlikte düşündüm.

Alis Kısa filmi kaşık yansıması Deniz Türkali

Üçüncüsünde ise hikâye zaten ezberimdeydi; sadece görüntülere odaklandım. Deniz Eyüboğlu’nun kamerası Alis’in dünyasını anlatmıyor, onunla birlikte nefes alıyor. Kadrajın içinde kalan boşluklar ve yüzeydeki izler, onun iç dünyasının bir uzantısına dönüşüyor.

Kamera kimi zaman Alis’i dışarıdan izleyen bir misafir oluyor, kimi zaman onun bakışına yaklaşıyor. Alis’in kırılganlığına, yalnızlığına ve her şeye rağmen sessiz ve güçlü varoluşuna tanıklık ediyoruz.

Bugün Alis’le dördüncü kez karşılaşacağım. Bu kez onda ne göreceğimi henüz bilmiyorum.

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin