,

Dalga (2025): Rüzgâr Sesimizi Taşıyacak 

The Wave (2025), Dalga (2025) filmi üzerine inceleme yazımızda kırmızı maskeli kadın karakter yakın çekim ön planda.

Sebastián Lelio’nun son filmi Dalga (2025), 2018 yılında meydana gelen Şili Feminist Dalgası üzerine düşünmemizi sağlayan bir yapım olarak dikkat çekiyor. Kız kardeşlik teması bağlamında feminizmi ve hak savunuculuğunu destekleyen film, bir insanlık krizine dönüşen rıza kavramının sınırlarını belirlemeyi hedeflemekte. Zira günümüzün ilişki dinamikleri göz ardı edilemeyecek biçimde fazlasıyla kendi kültürünü yarattı. Geniş bir spektruma sahip olan partnerlik kavramı duygusal ve cinsel bağlanma pratiklerimizi de etkiliyor. Ancak söylemler ve deneyimler ne kadar farklı olursa olsun ilişkilerin iki tarafın rıza ve onayıyla olması gerekli bir zorunluluk. Dalga, istismara uğramış insanların, kadınların adil bir sistemde güven içinde yaşayabilmesi için mücadeleyi görünür kılıyor. Kadınların yükselen sesini güçlendirerek ataerkil yapının adalet adı altında erkek kardeşler birliğine yönelik ılımlı yaptırımını da yeri gelmişken eleştiriyor. Özellikle “baba” konumuna getirilen devletin tacizle başa çıkma, istismara karşı birlik olma gibi kavramlarda ne denli işlevsiz olduğunu zaten biliyoruz. Bu nedenle insan haklarının yasal sistemlerde korunmaması yurttaşların kendi adalet sistemini kurmasına yol açıyor. İnsan hakları sorununa ek olarak kadın olma deneyiminin de yarattığı toplumsal tahribata odaklanmak zorunda kalıyoruz. Şüphesiz örgütlenmenin verdiği güven ve yalnız olmama hissi feminizm ana başlığının en yegâne öncülleri arasında. Özellikle öğrenci kolektifleri, genç yetişkinler, kadınlar ve non-binary bireylerin bir arada ve güçlü olması mücadelenin sürdürülebilirliği adına oldukça önemli. Ancak faillerin serbestçe dolaşıp eylemlerini “iftira” olarak reddetmesi kadın düşmanlığının ve beden-mülkiyet inancının ilkel bir göstergesine dönüşüyor.

Dalga (2025) Julia karakteri toplum baskısını hissederken kalabalık arasında.

Dalga (2025), müzik bölümü öğrencisi Julia’nın başından geçen elzem bir olay ekseninde gelişiyor. Julia, katıldığı bir partide Max ile karşılaşıyor. Müziğin ve dansın ritmiyle ikili arasında karşı konulamaz bir yakınlık zuhur ederken gecenin ilerleyen saatlerinde Julia Max’in evine gidiyor. Çiftin arasındaki cinsel çekim temkinli olarak yansıtılırken gözetlemeli bir yaklaşımla rıza basamakları arşınlanıyor. Ancak belirsizliğin ve bilinmezliğin sebep olduğu teşhircilik arzusu karakterleri kurgusal gerçeklikten koparıyor.

Eril Kültürün Kitlesel Yaptırımları

Julia ve Max’in arasında her ne yaşandıysa seyirci evde olan gelişmelerden mahrum bırakılıyor. Tam da bu noktada yönetmen Lelio’nun bilinçli olarak senaryoda bıraktığı boşluğa yöneliyoruz. Adeta bir girdap gibi içine çekildiğimiz bu boşluk Julia üzerinden eril kültürü ve yaptırımlarını günyüzüne çıkartıyor. Keza Julia’nın kendine bile itiraf edemediği çoğu şey genç kadının kurban rolüne evrilmesine neden oluyor. Max’in istismarına uğrayıp uğramadığını anlamlandırma çabası, eve gittiği gece yaşananları tam olarak hatırlayamaması ya da herhangi bir yakınlaşmaya rızasının olup olmaması dikkatlice incelenilmesi gereken bir konu. Bu bağlamda Dalga (2025), söz konusu kayıp sahne üzerine adeta manifesto yazıyor diyebilirim. Aslında Max’in evinde yaşananlar, Julia’nın başından geçenler kör göze parmak minvalinde sayfalarca yazılabilirdi. Aynı zamanda Julia’nın mağduriyetine üzülüp, öfkemizi içimize atabilirdik. Ancak sessiz kalıp boyun eğmeye ve faili aklamaya asla ve asla geçit yok. Üstelik senaryonun sayfalarca “gerçeği” göstermesine de lüzum yok. Filmin dikkat çekmeye çalıştığı nokta kurban-avcı rolleri üzerine seyirci olarak nasıl konumlandığımız ya da konumlanmayı seçtiğimiz ile ilişkili. “O saatte ne yapıyormuş? O adamın evinde ne işi varmış? Demek ki Julia da istemiş!” gibi kadın düşmanı söylemler hâlihazırda alışık olduğumuz sistemin eril dinamiklerinden yalnızca birkaçını özetlemeye yetmekte. 

Julia karakteri Dalga (2025) filminde okulda eylem.

Julia’nın adil bir yargılamayı talep etmesi, Max’i direkt suçlamak yerine yaşadıklarını çözümleme çabası aslında evrensel olarak hümanizmin konusu. Eşit hak talebi bağlamında cinsiyetlerden bağımsız olarak masumiyet karinesine odaklanan Julia, yarısı kadınlardan oluşan ataerkil destekçileri tarafından yargılanmak zorunda kalıyor. Julia’ya yöneltilen sorular olayı çözmek yerine tamamen kadın bedenine yönelik tahakkümün bir göstergesi olarak özetlenebilir. Max’in evindeyken aralarında ne olduğu, penetrasyonun gerçekleşip gerçekleşmemesi ya da Julia’nın orgazm olup olmaması bir anda basının ve medyanın ilgi odağı oluyor. 

Fail ile Mücadele

Öfkeli kalabalığı ve direnen kadınları menfur birer topluluk olarak göstermeye çalışan medya hâliyle Julia’yı baskılamaya yöneliyor. Öte yandan cinsel şiddet failleri eğitim hayatlarına devam ederken toplumdaki temsillerine herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Filmin bu hususta tartışmalı olabilecek bir soruyu sahneye taşıması da olası. Hükümet yanlısı medya genellikle fail yerine kurbanı mağdur eder. Birey kadın veya erkek kimliklerinden arındırılıp çarkın bir dişi olarak eylemsizleştirilir. Aslında eril yapılanma erkekleri de istismar ederek yozlaştırmaktadır.

Kolektif bir öğrenci direnişi olan Dalga, yüzlerce yıl öncesinde yanmaya başlayan feminizm ateşini günümüz dinamikleriyle harmanlamayı başarıyor. Her çağın ayrı bir tartışma konusu olan feminist kuram liberal feministlerden kuir feministlere kadın birliklerini ayrılmaz bir bütün olarak yansıtıyor. Her türlü direnişe ve önleme rağmen baba yasasında sıkışıp kalan ve direnişini sürdüren post-feminizm, örgüt bilinci ve mücadeleyle kendi yolunu inşa etmeye devam ediyor. Kadın bedenine ve cinselliğine yönelik ataerkil korkular sürdükçe kız kardeşlik direnişi ülkeleri ve kıtaları aşıp güçlü bir fırtına gibi dalgalanmaya ve önüne çıkan engelleri yakıp yıkmaya devam edecek. Sebastián Lelio’nun feminizm sularına temkinli adımlarla yaptığı bu yolculuk öfkeli kadınları, kadın direnişine destek veren bireyleri ve müziği isyanın sesi olarak imgeliyor. Son kertede feminist müzikal olarak sınıflandırılabileceğimiz Dalga, belki de yeni bir manifestoya dönüşebilir. 

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin