, ,

Ölü Köpekler Isırmaz Üzerine: Altın Lale Ödüllü Kemal Burak Alper ile Söyleşi

45. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni Kemal Burak Alper

Nuri Cihan Özdoğan’ın yazıp yönettiği, Kemal Burak Alper ve Burak Can Doğan’ın başrollerini paylaştığı Ölü Köpekler Isırmaz (2026), 45. İstanbul Film Festivali’nde dikkat çeken yapımlardan biri oldu.

Atık ticaretinin gölgesinde, şiddet ve yoksulluğun içinde sıkışmış iki genç olan İsmet ve Dogo’nun hikâyesini anlatan film; özellikle yarattığı atmosfer ve oyunculuk performanslarıyla öne çıkıyor.

Bu söyleşide, filmde İsmet karakterine hayat veren ve performansıyla Altın Lale En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Kemal Burak Alper ile; filmin dünyasını, karakterin çıkmazlarını ve Ölü Köpekler Isırmaz’ın festival yolculuğunu konuştuk.

45. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni Kemal Burak Alper ve Burak Can Doğan sahnede
Fotoğraf: 45. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni, Mete Kaan Özdilek

Ölü Köpekler Isırmaz dünya prömiyerini 55. Rotterdam Film Festivali’nde yaptı. 45. İstanbul Film Festivali’nde de Altın Lale yarışması En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandınız. Öncelikle çok tebrik ediyorum. Filmin festival yolculuğu sizin için nasıl bir süreç oluyor? Farklı ülkelerde, şehirlerde filmin yolculuğunu nasıl gözlemliyorsunuz?

Teşekkür ederiz. Tüm ekip olarak naçizane, gönülden verdiğimiz emeklerin karşılığını bu şekilde izlemek bizi mutlu ediyor. Film şu an iki festival tecrübe etti. Yürüyüşünü izlemek bizim için heyecan verici.

Bizim için İsmet’te, Dogo’da iki çocuktu; kendi adamlıklarının kıyısında iki çocuk.

Nuri Cihan Özdoğan, Kemal Burak Alper, Burak Can Doğan kamera arkası ölü köpekler ısırmaz filmi
Fotoğraf: Nuri Cihan Özdoğan, Kemal Burak Alper, Burak Can Doğan

Filmde benim için en çok etkileyici olan İsmet ve Dogo’nun karakter yolculukları oldu. Öncelikle etkileyici performansınız için tebrik ederek başlamak isterim. Siz senaryoyu ilk okuduğunuzda sizi heyecanlandıran ne oldu? Hem hikaye için hem de karakter için aklınızda canlanan neydi?

Teşekkür ederiz. Beni senaryoda etkileyen şey, senaryonun, ait olduğu yerdeki çocukları düşünen kalbi. Ortaya çıkardığı her iki karakterde, İsmet ve Dogo; önemsenerek işlenmiş, karakterizasyon sürecinden geçerken gençliğin de önemsendiği bir süzgeçten geçirilmiş iki karakter. Zor bir dünyanın içinde ayakta kalmaya, büyümeye çalışan iki fidan ve farklılar. Burakcan (Dogo)’da karakterini bu çerçevede çok ince işledi. Bu sayede farklılıklarımız ve benzerliklerimiz net bir biçimde ortaya çıktı. Zaten senaryonun hikayesi, aynı zamanda karakterleriyle de geliştiği için; biz de hikayeye hizmet etmeyi, hedeflenen derinliği ortaya çıkarmaya çalıştık. Bizim için İsmet’te, Dogo’da iki çocuktu; kendi adamlıklarının kıyısında iki çocuk.

Başka yol mümkündür.

Ölü Köpekler Isırmaz kamera arkası görüntüleri çöplüğün ortasında yürüyen mafyatik karakterler.

Hikayeler farklı olsa da, tıpkı İsmet’in hayatı gibi, böyle bir çevrede, böyle bir çaresizlik içinde şiddeti ve tehlikeyi seçmek zorunda kalan çok genç var. Siz İsmet’in yaptığı seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu gerçekliğin içinde yaşamak zorunda kalan, yoksulluk, çaresizlik içinde bir yol arayan bir genç bir adam olarak İsmet’in sizce başka çaresi var mıydı? Sizce İsmet mecbur olduğu şekilde mi davrandı? Yoksa başka bir yol mümkün müydü?

Başka yol mümkündür. Tecrübe sahibi her birey zor koşulların geçici olduğunu aşağı yukarı bilir. Bu tecrübenin sizde sağladığı farkındalık. Bir genç bu gibi gerekli farkındalıkları edinememiş olabilir. Zaten burada sistemin mesuliyeti başlar. Gençliğin en ideal haliyle tecrübeye ve farkındalığa; topluma ve kendine yarara teşvik edilmesi beklenir. Fakat tarihsel gözlemlerden yola çıkılırsa “niteliksizleştir ve yönet” çok eski bir yönetim şeklidir. İnsanları değersiz olduğuna inandırırsanız, onları dilediğiniz şartlarda yaşatabilirsiniz. Şikayet etmezler. Hatta Ağası için ahırda uyur ya da devleti için açlığa sabır gösterir. Farkındalık her jenerasyonun ödevi. Bazen gençlere çok ağır şeyler yüklüyoruz. Çok erken yaşlarda çok şey bilmeleri gerekiyor. Görüyoruz ki bu meseleyi anlatan senaryolar var, konuşabilen gençler ve insanlar var. Hepsine teşekkürler. Yani, mümkün.

Kemal Burak Alper, kamera arkası İsmet (Tazı) karakteri kar maskesi ile fotoğraf
Fotoğraf: İsmet (Tazı), Kemal Burak Alper

Film sadece hikayesiyle değil yarattığı atmosferle de çok güçlü bana kalırsa. Kesinlikle estetik açıdan en beğendiğim yerli filmlerden biri oldu. Çöplerin, pisliğin, karanlık mahallelerin ara sokaklarının, izbe evlerin arasında bir hikaye izliyoruz. Bu atmosfer sizi nasıl etkiledi? Özellikle karaktere ya da onun hikayesine bakışınıza nasıl bir katkısı oldu?

Mustasa Yeşilova 🙂 Görüntü yönetmenimiz. Cihan (Yönetmenimiz) Karataş’ı nasıl görüp, nasıl anlattı ona bilmiyorum ama biz Karataş’a gidip gün batımını yaşadığımızda atmosferi çok fantastik hissetmiştik. Mustafa da kesinlikle bunu şahane yorumlamış. Bizi etkileyen o atmosfer filme çok başka yansımış. Ellerine sağlık.

Ülkemiz de çok zengin ve güzel. Manzarada insan faktörü. İnsan da yaşadığı yere kültürel olarak bir şekil veriyor. Şehir kullanımı da kültürün bir parçası. Bu kültürün yansımalarına elbette onlara edilen muamele doğrudan etkili. Zaten Karataş hikayemizin bu yönüyle de vatanı olmayı başarıyor. Gerek gecekondu dokusu gerekse bu çilenin bir cennet bahçesinde yaşanıyor oluşu…

Karataş bize olaya inanmamız konusunda çok cömert davrandı, yardım etti.

Filmde “atık ticareti” üzerinden çok sert bir sistem eleştirisi, ezen ezilen ilişkisi, dahil olmaya ve sadık kalmaya mecbur bırakıldığın zehirli bir çark izliyoruz. Bu hikayeye hiç durmadan eşlik eden köpek havlamaları insanı o kısa süreliğine bile o çukurdan çıkmak istermişçesine korkmuş hissettirmeye yetiyor. Siz filmin son halini gördüğünüzde ne düşündünüz? Bir izleyici olarak gözlemleyebildiniz mi ya da başta hayal ettiğiniz dünyaya yakın mıydı?

Başta kurduğunuz cümleleri sizden ve seyircilerden duymak hedefimizdi. Bunlar aynı zamanda çalışırken bizimde işe dair hislerimizdi. Hep beraber naçizane, bunları koymaya çalıştık.

Seyircisini seven, önemseyen işler bence güzel bir üretim aşamasından geçiyor.

Ölü Köpekler Isırmaz yemek masasında, Kemal Burak Alper Burak Can Doğan

Sizin için canlandırdığınız karakter anlamlı kılan şey nedir? Bunu bütün proje seçimlerinizle de değerlendirebiliriz. Yani sizin için bir karakteri anlamlı kılan ne oluyor genelde?

Seyircisini seven, önemseyen işler bence güzel bir üretim aşamasından geçiyor. Kendini seven ve önemseyen işlerdeki üretim süreçleriyse, bazen üreticiyi sonuç olarak maddi bir motivasyon olmanın kıyılarından başka taraflara götürüyor. Bu iki motivasyonun ürettiği karakterler zaten üretim aşamasından itibaren çok farklı oluyor. Yine de her ikisinin içinde de seyirciye sevgi ve saygı duymanın yolları bulunabilir. Mümkündür.

Size ve gıyabınızda Sinefil Atak ekibine, hem bu söyleşi için hem de filmimize dair söyledikleriniz için biz çok teşekkür ederiz Sena Hanım.

Güzel günlerle…

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir yanıt yazın