Cadılar Bayramında İzlemek İçin ‘Kıyıda Köşede’ Kalmış 10 Korku Filmi

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ ÖNERİSİ

Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği, günlerin kısalıp akşamların erkenden çöktüğü şu günlerde Cadılar Bayramı da kapımızı çalıyor. Kimileri için kostümler, balkabakları ve ürkütücü süslemeler demek olan bu dönem, korku sineması tutkunları içinse bambaşka bir anlam taşıyor. Perdede ya da ekran karşısında karanlık hikâyelere dalmak, gerilimin giderek yükseldiği sahnelerde koltuğa biraz daha gömülmek ve film bittikten sonra bile zihnimizden atamadığımız görüntülerle baş başa kalmak. Açıkçası, iyi bir korku filminin yarattığı o tekinsizliği pek az şey yaşatabilir.

Üstelik korku sineması, birbirinden oldukça farklı dünyalar sunmasıyla da özel bir yere sahip. Bazen doğaüstü olayların ve açıklanamayan güçlerin peşinden sürüklenirken bazen de insanın kendi karanlığıyla yüzleştiği hikâyelerin içinde buluyoruz kendimizi. Kimi filmler ani korku anlarıyla bizi yerimizden sıçratırken kimileri ağır ağır kurduğu atmosferle huzurumuzu kaçırmayı başarıyor. Elbette hepsinin ortak bir noktası var: Jenerik akmaya başladığında bile bizi bir süre daha kendi dünyalarında tutmaları.

Bu Cadılar Bayramı’nda ben de korku sinemasının farklı köşelerinden pek bilinmeyen on filmi bir araya getirmek istedim. Kimiyle gecenizi kabusa çevirebilir, kimiyle gerilimin dozunu son ana kadar hissedebilirsiniz. Eğer henüz Cadılar Bayramı için izleyeceğiniz filmlere karar vermediyseniz, belki de aradığınız öneriler bu listenin içindedir. Patlamış mısırınızı hazırlayın, ışıkları biraz kısın ve mümkünse filmi bitirdikten hemen sonra uyumak zorunda kalmayacağınız bir saat seçin. Şimdiden iyi seyirler!

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

Bloody Hell (2020)

Bazen insanın hayatında biraz uzaklaşmaya, her şeyi geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmaya ihtiyacı olur. Rex Coen de tam olarak böyle bir dönemde, geçmişte yaşadığı olayların ve üzerine yapışan kötü şöhretin ardından ülkesini terk ederek Finlandiya’ya gitmeye karar verir. Ancak yeni bir hayat kurma hayali, kendisini kaçırılmış ve bodrum katında tutsak edilmiş hâlde bulmasıyla kısa sürede kâbusa dönüşür. Üstelik Rex’in karşı karşıya olduğu tehlike, tahmin edebileceğinden çok daha tuhaf ve kanlı bir aile sırrıyla bağlantılıdır. İşin ilginç tarafıysa Rex’in bu korkunç durumla başa çıkarken kendi vicdanının adeta ete kemiğe bürünmüş hâliyle konuşması. Kara mizahı, bol kanlı sahneleri ve alışılmışın biraz dışına çıkan hikâyesiyle Bloody Hell, korku ve komediyi bir arada sevenlerin şans vermesi gereken yapımlardan.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

The Cleansing Hour (2019)

Günümüzde sosyal medyada izlenme ve takipçi uğruna neler yapılabileceğini düşününce, The Cleansing Hour aslında oldukça tanıdık bir fikirden yola çıkıyor. Max ve Drew isimli iki arkadaş, internet üzerinden canlı yayınlanan ve milyonlarca kişinin takip ettiği bir şeytan çıkarma programı hazırlamaktadır. Ancak izleyicilerin gerçek sandığı bu ayinlerin tamamı aslında önceden kurgulanmış bir gösteriden ibaret. Oyuncular, senaryolar ve özel efektlerle insanları kandırarak popülerlik kazanan ikilinin planı, yayın sırasında beklenmedik bir şey yaşanmasıyla altüst olur. Bu kez karşılarında rol yapan bir oyuncu değil, gerçekten ele geçirilmiş biri vardır. Üstelik bütün bunlar milyonlarca kişinin gözleri önünde gerçekleşir. Canlı yayın fikrini şeytan çıkarma temasıyla birleştiren film, hem temposu hem de giderek kontrolden çıkan olaylarıyla Cadılar Bayramı gecesine yakışabilecek seçeneklerden biri.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

Lowlifes (2024)

Uzun yolculuğa çıkan bir ailenin, geceyi geçirmek için tenha bir yerde konaklamak zorunda kalması kulağa çok da sıra dışı gelmeyebilir. Fakat Lowlifes, bu basit görünen başlangıcı kısa sürede oldukça tekinsiz bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor. Yolculukları sırasında uzak bir çiftlik evinde konaklamak zorunda kalan ailenin karşısına çıkan insanlar, ilk bakışta yardımsever görünseler de bu karşılaşmanın ardında hiç de hoş olmayan gelişmeler yatar. Aile, kendisini bekleyen tehlikeler karşısında hayatta kalabilmek için içgüdülerine güvenmek zorunda kalır. Kırsal bölgede geçen korku hikâyelerini, tekinsiz yabancıları ve beklenmedik gelişmeleri seviyorsanız Lowlifes listenizde yer alabilir. Filmin hikâyesine dair daha fazlasını söylemekse izleme keyfini biraz kaçırabilir; çünkü bazı şeyleri bilmeden izlemek çok daha eğlenceli.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

Afflicted (2013)

Dünya turuna çıkmak, yeni yerler keşfetmek ve unutulmaz anılar biriktirmek; iki yakın arkadaş olan Derek ve Clif’in de hayali tam olarak bu. Çıktıkları yolculuğu kameraya kaydeden ikili, Avrupa seyahatleri sırasında Paris’te tanıştıkları gizemli bir kadınla yaşananların ardından kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun içinde bulur. Derek’in vücudunda ortaya çıkan açıklanamayan değişimler, başlangıçta basit bir rahatsızlık gibi görünse de zaman geçtikçe çok daha korkutucu bir hâl alır. İki arkadaş, neyle karşı karşıya olduklarını anlamaya ve bu gizemli durumun bir çaresini bulmaya çalışırken yolculukları da giderek karanlık bir mücadeleye dönüşür. Buluntu görüntü (found footage) tekniğini kullanan Afflicted, izleyiciyi olayların tam ortasına yerleştirmesiyle öne çıkıyor. Korkunun karakterlerle birlikte adım adım büyümesini izlemek isteyenler için oldukça iyi bir alternatif.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

Wolf Creek (2005)

Issız bir coğrafyada, kilometrelerce uzanan yolların ortasında mahsur kalmak zaten başlı başına korkutucu. Bir de yardımınıza gelen kişinin aslında hayatınızın en büyük kâbusuna dönüşeceğini düşünün. Greg McLean imzalı Wolf Creek, Avustralya’nın uçsuz bucaksız ve ıssız taşrasında yolculuk yapan üç sırt çantalı gezginin hikâyesini anlatıyor. Araçları bozularak bir meteor kraterinin yakınında mahsur kalan gençler, gece vakti karşılarına çıkan Mick Taylor isimli yerel bir adamın yardım teklifini kabul eder. Başlangıçta oldukça dost canlısı görünen Mick’in onları kampına götürmesiyle birlikte işler değişmeye başlar. Gençler, kısa süre içinde kendilerini hiç tahmin etmedikleri bir hayatta kalma mücadelesinin içinde bulur. Özellikle Avustralya’nın tekinsiz taşra atmosferini sonuna kadar hissettiren film, seri katil temalı korku yapımlarını sevenler için oldukça sert bir deneyim vadediyor.

Küçük bir not: Film, gerçek olaylardan esinlenmiş olsa da doğrudan belirli bir gerçek suç vakasının uyarlaması değil.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

Haunt (2019)

Cadılar Bayramı denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri de şüphesiz korku evleri. Peki ya girdiğiniz korku evindeki dehşet, kostümlerden ve özel efektlerden ibaret değilse? Haunt, Cadılar Bayramı gecesinde arkadaşlarıyla birlikte sıra dışı bir eğlence arayan Harper’ın hikâyesini konu alıyor. Bir grup genç, karşılarına çıkan korku evinin sunduğu deneyimi yaşamak için içeri girmeye karar verir. Telefonlarını teslim edip bazı kuralları kabul ettikten sonra kendilerini karanlık koridorların, ürkütücü odaların ve birbirinden korkunç düzeneklerin arasında bulurlar. Ancak içeride yaşananların sıradan bir korku gösterisi olmadığını anlamaları uzun sürmez. Gençler için eğlence amacıyla başlayan gece, aniden gerçek bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Açıkçası Cadılar Bayramı atmosferini hikâyesinin merkezine yerleştiren Haunt, bu listeye eklenebilecek en uygun filmlerden biri. Özellikle korku evi konseptini sevenlerin kaçırmamasını öneririm.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

The Sadness (2021)

Korku sinemasında bazen doğaüstü varlıklardan, hayaletlerden ya da maskeli katillerden çok daha rahatsız edici bir şeyle karşılaşabiliyoruz: İnsanların kendisiyle. Tayvan yapımı The Sadness, gizemli bir virüsün mutasyona uğramasıyla birlikte toplumun korkunç bir kaosa sürüklendiği bir dünyada geçiyor. Virüs bulaşan insanlar yalnızca saldırganlaşmakla kalmıyor, aynı zamanda içlerindeki en karanlık ve vahşi dürtüleri kontrolsüzce dışa vuruyor. Şehir kısa sürede şiddetin ve dehşetin hâkim olduğu bir yere dönüşürken birbirinden ayrı düşen genç bir çift, tüm bu kargaşanın ortasında yeniden bir araya gelmeye çalışıyor. Ancak karşılarına çıkan manzara, sıradan bir salgın hikâyesinde görebileceğimiz türden değil. The Sadness, özellikle aşırı şiddet ve rahatsız edici sahneler konusunda sınırları oldukça zorlayan bir yapım. Bu nedenle herkese hitap etmeyebilir. Fakat sert, acımasız ve son derece kanlı korku filmlerinden hoşlanıyorsanız kendisine listenizde yer açabilirsiniz.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

The Invitation (2015)

Bazen bir ortamda yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hissedersiniz ama bunun tam olarak ne olduğunu bir türlü açıklayamazsınız. The Invitation tam da bu huzursuzluk hissi üzerinden ilerleyen, sabırla izleyicisinin sinir uçlarına dokunan bir psikolojik gerilim. Hikâyenin merkezinde, eski eşi Eden’dan gelen akşam yemeği davetini kabul eden Will bulunuyor. Yıllar önce yaşadıkları büyük bir trajedinin ardından yollarını ayıran ikili, Eden’ın yeni eşi David ile birlikte düzenlediği bu buluşmada yeniden bir araya geliyor. Ancak Will, eski evine adım attığı andan itibaren gecenin sıradan bir arkadaş buluşmasından ibaret olmadığını düşünmeye başlıyor. Misafirlerin tuhaf davranışları, Eden’ın değişen tavırları ve evin içindeki açıklanamayan gerginlik, Will’in şüphelerini giderek artırıyor. Karyn Kusama’nın yönettiği film, korkutmak için sürekli ani seslere veya görsel numaralara başvurmak yerine atmosferini yavaş yavaş kuruyor. Eğer psikolojik gerilimden ve izlerken sürekli bir şeylerin ters gideceğini hissettiren filmlerden hoşlanıyorsanız The Invitation kesinlikle göz atmanız gereken yapımlardan.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

Lake Mungo (2008)

Korkunun her zaman yüksek seslerle, karanlık koridorlarla veya aniden karşımıza çıkan yaratıklarla yaratılmasına gerek yok. Bazen sıradan bir aile fotoğrafında gördüğünüz belirsiz bir siluet bile içinizi ürpertmeye yetebilir. Avustralya yapımı Lake Mungo, 16 yaşındaki Alice Palmer’ın bir gölde boğularak hayatını kaybetmesinin ardından ailesinin yaşadıklarını konu alıyor. Kızlarının ölümünün ardından yas tutmaya çalışan aile, evlerinde ve çevrelerinde açıklayamadıkları tuhaf olaylarla karşılaşmaya başlıyor. Yaşananları anlamlandırmak için bir medyumdan yardım alan aile, Alice’in hayatına dair daha önce bilmedikleri bazı gerçeklerle yüzleşiyor. Belgesel anlatımını tercih eden film, röportajlar, fotoğraflar ve video kayıtları aracılığıyla ilerleyerek izleyiciye gerçek bir olay izliyormuş hissi veriyor. Lake Mungo, temposu yüksek korku filmlerinden ziyade ağır ağır ilerleyen, bittikten sonra bile insanın aklında soru işaretleri bırakan yapımlardan. Özellikle atmosferik ve doğaüstü korku sevenlerin ilgisini çekebileceğini düşünüyorum.

CADILAR BAYRAMINDA İZLEMELİK KIYIDA KÖŞEDE KALMIŞ 10 KORKU FİLMİ

Stir of Echoes (1999)

Listenin sonuna biraz da 90’ların korku sinemasından, zaman içerisinde değerini korumayı başarmış bir yapım ekleyelim. Kevin Bacon’ın başrolünde yer aldığı Stir of Echoes, doğaüstü olaylara pek inanmayan sıradan bir aile babasının hayatının nasıl değişebileceğini anlatıyor. Tom Witzky, baldızının kendisini hipnotize etmesinin ardından tuhaf deneyimler yaşamaya başlıyor. Başlangıçta bunun geçici bir durum olduğunu düşünse de kısa süre içerisinde oğluyla arasında açıklayamadığı bir bağ olduğunu fark ediyor. Bununla birlikte, ortadan kaybolmuş genç bir kızın görüntüleri de zihnini meşgul etmeye başlıyor. Tom, gördüklerinin anlamını çözmeye çalıştıkça kendisini giderek daha tehlikeli bir araştırmanın içinde buluyor. David Koepp’in yönettiği film, hayalet hikâyesini aile dramı ve gizem unsurlarıyla bir araya getiriyor. Özellikle 90’ların doğaüstü korku filmlerini özleyenler veya bu dönemin başarılı örneklerini keşfetmek isteyenler için güzel bir tercih.

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir yanıt yazın