,

Endüstri Konuşmaları #9: Engelsiz Filmlerin Sınır Tanımayan Jürisi: Theresa Heath ile Söyleşi

Theresa Heath erişilebilir sinema ve kapsayıcı festival deneyimi üzerine konuşurken

Loughborough Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Theresa Heath; kapsayıcı festival deneyimi, erişilebilir küratörlük ve engelli bireylerin kültürel üretim süreçlerine katılımı üzerine odaklanıyor. 

Engelsiz Filmler Festivali kapsamında jüri üyesi olarak yer alan Heath ile, erişilebilir sinemanın bugünkü karşılığını, festival deneyimini ve sinema sektöründe kapsayıcılığın neden hâlâ temel bir mesele olduğunu konuştuk.

TR | EN | English version here.

Esra Kars: Öncelikle Ankara’ya ve Engelsiz Filmler Festivali’ne hoş geldiniz. Festival hakkında ne düşünüyorsunuz? Jüri üyesi olarak görev almak ve festivale katılmak sizin için nasıl bir deneyim oldu?

Theresa Heath: Festivalle ilgili ilk izlenimlerim, çok iyi organize edilmiş olduğu yönünde. Herkes çok arkadaş canlısı ve şu ana kadar izlediğim filmlerden gerçekten çok keyif aldım. Görme engelli ve az gören izleyiciler için sağlanan imkânlardan çok etkilendim. Festivalde Braille programlar ve Braille materyaller var, ayrıca filmlerde sesli betimleme de bulunuyor. Bu tür uygulamaları çok sık görmediğimizi düşünüyorum, bu yüzden gerçekten çok etkilendim.

Kültürü değiştirmek zaman alır.

Engelsiz Filmler Festivali’nde Theresa Heath’in yer aldığı salon

Şahane! Tekrar hoş geldiniz ve umarım festivalden keyif alırsınız. Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz ve sizi erişilebilir sinemaya yönlendiren ne oldu?

Teşekkür ederim! Ben, Theresa Heath. Loughborough Üniversitesi’nde araştırmacıyım. Engellilik temalı film festivallerinde erişim ve bakım konularını inceleyen, Leverhulme tarafından finanse edilen üç yıllık bir proje üzerinde çalışıyorum. Projenin amacı, bu festivallerin hem ekranda hem de gösterim mekânlarında erişim ve bakım konularına nasıl yaklaştığını incelemek. Sinema perdesinde gördüğümüz temsillerle ilgileniyorum; aynı zamanda film mekânlarını engelli izleyiciler için nasıl erişilebilir hale getirdiğimizle de ilgileniyorum.

Daha önceki çalışmalarım da topluluk film festivalleri üzerineydi ve ben de küçük bir topluluk film festivali yürüttüm. Bu deneyim beni erişilebilir sinemaya yönlendirdi. Benim de görünmeyen engellerim var. Ek olarak; birçok engelli bireyle çalıştım ve engelli aile üyelerim var; bu yüzden bu konu benim için çok kişisel ve önemli.

Sizce film endüstrisinde engellilik konusunda bir farkındalık eksikliği var mı?

Türkiye için konuşamam ama Birleşik Krallık’ta bu durum yavaş da olsa iyileşiyor. Ancak bu ilerleme oldukça yavaş ve dengesiz. Bazı engellilik türleri konusunda farkındalık artarken, bazıları hâlâ yeterince temsil edilmiyor ve yanlış anlaşılıyor.

Erişilebilir kürasyon üzerine ders veriyorum ve bunu genellikle “erişim sağlama” olarak çerçeveliyorum. 

Günümüzde önemli konulardan biri “seyirci geliştirme”. Bu kavramı çok sık duyuyoruz. Sizce sinemanın erişilebilirliği ile seyirci geliştirme arasındaki ilişki nedir? Çünkü seyirci geliştirme aynı zamanda bir kültür yaratmakla da ilgili ve ben engelli bireylerin kültürünü merak ediyorum.

Bu çok anlamlı bir soru. Bu konuya gerçekten çok önem veriyorum. Erişilebilir kürasyon üzerine ders veriyorum ve bunu genellikle “erişim sağlama” olarak çerçeveliyorum. Erişilebilir uygulamaları hayata geçirdikten sonra, izleyicinizle nasıl iletişim kurarsınız ve engelli bireylerin bundan haberdar olmasını nasıl sağlarsınız? Bu en zor kısım. Çünkü birçok grup—özellikle görme engelli, az gören veya öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler—dışlanmaya o kadar alışmış durumda ki, çoğu zaman etkinliklere hiç katılmıyor.

Kültürü değiştirmek zaman alır. Bana göre en önemli şeylerden biri şu: Engelli bireylerle birlikte çalışıyor musunuz? Ekibinizin bir parçası mı? “Bizim hakkımızda, bizsiz hiçbir şey olmaz” diye bir söz vardır. Bu yüzden ilk olarak şunu sormalısınız: Engelli bireyler üretim ve kürasyon süreçlerine dahil mi? Dahilse, kendi topluluklarıyla doğal olarak bağ kuracaklardır.

Sonrasında destek grupları, dernekler veya girişimlerle çalışabilirsiniz. Onlara topluluklarıyla nasıl daha iyi iletişim kurabileceğinizi sorun. Ama yine de bu süreç zaman ve emek gerektirir.

Endüstrinin kendisi hâlâ oldukça erişilemez.

Engelsiz Filmler Festivali’nde Theresa Heath’in yer aldığı röportaj çekimi

Engelli bireylerle ekip içinde çalışmaktan bahsettiniz. Üretim sürecinde yer almaları erişilebilir sinemayı nasıl etkiliyor?

Bu çok önemli bir soru. Birleşik Krallık’ta film sektöründe çalışanların yalnızca yaklaşık %11’i engelli ve bazı gruplar için bu oran neredeyse yok denecek kadar az. Endüstrinin kendisi hâlâ oldukça erişilemez.

Artık erişim koordinatörleri yetiştiren girişimler var. Bu kişiler setlerde engelli profesyonellerle çalışarak ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlıyor. Bu gelişmeler var ama yavaş ilerliyor. Kültürel irade, politik irade ve finansman gerekiyor.

Engelli bireylerle birlikte çalışın. Bu sayede başka türlü elde edemeyeceğiniz bakış açıları kazanırsınız.

Bu son sorum olacaktı ama şimdi sormak istedim. 😊 Film festivallerine ve özellikle üreticilere ne önerirsiniz?

Festivaller için: Engelli bireylerle konuşun. Ekibinizde değillerse, bağlantı kurmanın yollarını bulun—görüşmeler, anketler, odak grupları gibi. İhtiyaçlarını sorun. Mümkünse stajlar veya kısa süreli pozisyonlar oluşturun; böylece onlar için değil, onlarla birlikte çalışmış olursunuz.

Üreticiler için: Eğer engellilik hakkında bir film yapıyorsanız ve kendiniz engelli değilseniz, neden yaptığınızı sorgulayın. Bu hikâyeyi anlatmak için en doğru kişi siz misiniz? Eğer öyleyse, engelli bireylerle iş birliği yapın—yardımcı yönetmenler, yapımcılar vb. Bu sayede başka türlü elde edemeyeceğiniz bakış açıları kazanırsınız.

Benim projem, bu festivallerin yaptıkları işi görünür kılmayı ve etkilerini gösteren veriler sunmayı amaçlıyor. Ne kadar çok destek alırlarsa, devam etmeleri o kadar kolay olur.

Engelsiz Filmler festivali bir arada film izlemek mümkün sloganı

Araştırmanızdan bahsedelim. “Care Revolutions: Radical Approach to Disability Accessibility and Care in Screen Industries” adlı projeniz birden fazla ülkede yürütülüyor. Farkındalık küresel ölçekte nasıl artırılabilir?

Bu festivalleri destekleyerek. Kültürel etkinlikler düzenlemek her yerde zorlaşıyor çünkü her şey kârlılık üzerinden değerlendiriliyor. Topluluk çalışmaları ve sanatın kendi değeri giderek önemini kaybediyor.

Benim projem, bu festivallerin yaptıkları işi görünür kılmayı ve etkilerini gösteren veriler sunmayı amaçlıyor. Ne kadar çok destek alırlarsa, devam etmeleri o kadar kolay olur.

Araştırma, sosyal adalet odaklı dönüştürücü bir araştırma çerçevesine dayanıyor. Kendi küçük çapımda, bu festivalleri desteklemeye çalışıyorum. Çünkü çok az bütçeyle, çok uzun saatler çalışarak büyük emek veriyorlar. Bu yüzden onları desteklemenin çok önemli olduğuna inanıyorum.

Yani işbirliği çok önemli?

Kesinlikle. Festivaller arasında ağlar kurmak, onları birbirine bağlamak, fikir paylaşımı yapmak ve birlikte öğrenmelerini sağlamak istiyorum.

Erişilebilirlik bir süreçtir; yaptıkça öğrenirsiniz.

Engelsiz Filmler Festivali’nde Theresa Heath’in yer aldığı röportaj çekimi

Peki sinema, engelli bireyleri veya bakıma ihtiyaç duyan kişileri nasıl daha iyi kapsayabilir?

Kapsayıcılık en baştan başlamalı. Çoğu zaman erişilebilirlik en sona bırakılıyor. Oysa en başından düşünülmeli: toplantılar, ekip ihtiyaçları, film seçimi, mekânlar.

Bazı festivaller yalnızca altyazılı veya sesli betimlemeli filmleri seçiyor. Mekân seçerken erişilebilirliği göz önünde bulundurmak önemli—küçük iyileştirmeler bile fark yaratır. Mükemmel olmayacak ve bu sorun değil. Erişilebilirlik bir süreçtir; yaptıkça öğrenirsiniz.

Bu aynı zamanda tatmin edici bir şey, değil mi?

Kesinlikle. Kendi festivalimde, iki görme engelli kişinin sadece sesli betimleme olduğu için başka bir şehirden geldiğini hatırlıyorum. Bu benim için her şey demekti.

Festivaller tek başına her şeyi çözemez.

Film seyretmek için başka bir şehirden gelme durumu çok kıymetli. Peki siz şehirler ve festivaller arasındaki ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok önemli. Birçok şehir hâlâ erişilebilir değil. Festivaller tek başına her şeyi çözemez, bu yüzden daha geniş engelli hakları hareketleriyle bağlantı kurmaları ve değişim için savunuculuk yapmaları gerekir.

Peki bu kapsamda festival ortamlarını daha da nasıl dönüştürebiliriz?

Mümkünse bir erişim danışmanı çalıştırın. Ancak küçük ekipler için bunun zor olabileceğini biliyorum. Her festival elinden geleni yapıyor. Amaç eleştirmek değil, farklı yaklaşımları anlamak ve paylaşmak.

Temsil, festivaller ve izleyiciler arasındaki ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?

Erişilebilir mekânlara ve güçlü temsile ihtiyacınız var. 

Hepsi birbirine bağlı. Erişilebilir mekânlara ve güçlü temsile ihtiyacınız var. İnsanlar sinemaya erişebildiğinde ve kendilerini ekranda gördüğünde, işte o zaman bir izleyici kitlesi oluşur.

 İzleyiciler aslında daha açık fikirlidir. 

Bu bağlamda finansman önemli mi?

Evet. Örneğin kotalar yardımcı olabilir, tartışmalı olsa bile. Film endüstrisi risk almaktan kaçınır ve genelde “güvenli” hikâyeleri finanse eder. Ama izleyiciler aslında daha açık fikirlidir. Daha çeşitli hikâyeler için daha fazla finansman gerekir, ancak sistemi değiştirmek zor.

Sevgili Theresa Heath’e bu röportaj için çok teşekkür ediyor ve engelli bireyler için film festivallerinin tüm dünyaya yayılmasını umuyoruz!

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin