Sinemada Basamaklar: Korku, Düşüş ve Saplantı

Battleship Potemkin filmindeki bebek arabası Odessa Merdivenleri’nden kontrolsüz biçimde aşağı iniyor.

Sinemada Basamaklar serisinin ilk bölümünde karakterlerin değişimini, ikinci bölümünde ise sınıf ve iktidarın dikey düzenini ele aldık. Serinin üçüncü ve son bölümünde merdivenlerin daha karanlık anlamlarına yöneliyoruz. Merdivende yavaşlayan bir beden, kontrolsüz bir düşüş veya aynı merkezin etrafında dönen spiral basamaklar; korkuyu, psikolojik yıkımı, travmayı ve saplantıyı tek kelime kullanılmadan anlatabilir. The Shining, Battleship Potemkin, Sunset Boulevard, Psycho, Gone with the Wind, Inception ve Vertigo üzerinden merdivenlerin zihinsel bir çıkmaza nasıl dönüştüğüne bakıyoruz.

Serinin ilk bölümü: Sinemada Basamaklar: Değişim

Serinin ikinci bölümü: Sinemada Basamaklar: Sınıf, Güç ve Hiyerarşi

Psikoloji Önce Bedeni Değiştirir

İnsan korktuğunda bunu önce bedeni söyler. Düz zeminde dengeli yürüyen bir beden merdivende yavaşlar, korkuluğa tutunur, nefesi hızlanır ve omuzları çöker.

Wendy, The Shining filminde elindeki beyzbol sopasıyla merdivenleri geri geri çıkıyor.

The Shining (1980) — Yönetmen: Stanley Kubrick

Wendy’nin elinde beyzbol sopasıyla merdivenleri geri geri çıkışı korkunun bedene yerleştiğini gösterir. Basamaklar yükseldikçe cesareti değil hayatta kalma içgüdüsü ve daha fazla korku ağır basar.

Merdivenden Düşmek: Kontrolün Kaybı

Düz zeminde düşmek kazadır hatta bazen komiktir. Merdivenlerden düşmekse kontrolün tamamen kaybedilmesidir. İnsan, ritmine teslim olur. Bu nedenle sinemada merdivenden yuvarlanmak çoğu zaman fiziksel yaralanmadan çok psikolojik yıkımı temsil eder.

Battleship Potemkin filmindeki bebek arabası Odessa Merdivenleri’nden kontrolsüz biçimde aşağı iniyor.

Battleship Potemkin (1925) — Yönetmen: Sergei Eisenstein

Odessa Merdivenleri’nden aşağı süzülen bebek arabası yalnızca bir çocuğun tehlikesini değil masumiyetin ve toplumsal düzenin geri döndürülemez biçimde çöküşünü simgeler.

Norma Desmond, Sunset Boulevard filminin finalinde kendisini kameraların karşısında sanarak merdivenlerden iniyor.

Sunset Boulevard (1950) — Yönetmen: Billy Wilder

Finalde Norma Desmond merdivenlerden aşağı inerken kendisini hâlâ bir yıldız sanmaktadır. Seyirci için bu iniş bir çöküştür. Karakter için ise hâlâ alkışlanan bir sahnedir. Aynı hareket, iki farklı gerçeklik yaratır.

Dedektif Arbogast, Psycho filminde tehlikeden habersiz biçimde merdivenleri çıkıyor.

Psycho (1960) — Yönetmen: Alfred Hitchcock

Dedektifin merdivenleri çıkışı seyircinin gerçeğe birkaç basamak kaldığını hissettiği andır. Hitchcock gerilimi basamaklarla ölçer; her adım görünmeyen tehlikeyi biraz daha yaklaştırır.

Scarlett O’Hara, Gone with the Wind filminde yaşanan tartışmanın ardından merdivenlerden düşüyor.

Gone with the Wind (1939) — Yönetmen: Victor Fleming

Scarlett’ın hamileyken merdivenlerden aşağı yuvarlanması yalnızca fiziksel bir düşüş değildir. O ana kadar öfke, gurur ve kontrol duygusuyla hareket eden karakter merdivenlerde hem bedeninin hem de kurmaya çalıştığı hayatın kırılganlığıyla yüzleşir. Düşüşün ardından yaşadığı düşük ise merdiveni basit bir kaza mekânından çıkartır. Evlilikte biriken çatışmaların ve bastırılmış duyguların geri dönülmez sonucuna dönüştürür.

Döner Merdivenler: Aynı Yerde Dönen Zihin

Döner merdivenler doğrusal ilerlemez; karakter yükselirken aynı merkezin etrafında döner. Bu nedenle sinemada saplantının, travmanın ve zihinsel çıkmazın güçlü sembollerinden biridir.

Inception filmindeki Penrose merdiveni, karakterlerin ilerlemeden aynı noktaya dönmesini sağlayan mimari yanılsamayı gösteriyor.

Inception (2010) — Yönetmen: Christopher Nolan

Penrose merdiveni filmin en kısa ama en güçlü metaforlarından biridir. İlk bakışta sonsuza uzanan bir mimari oyun gibi görünür ama aslında Cobb’un zihnini tarif eder. Her adım yeni bir başlangıç hissi verir. Fakat karakter fark etmeden aynı suçluluk duygusunun etrafında dönmektedir. Nolan için merdiven yükseliş değildir. Çıkışı olmayan bir zihinsel labirenttir.

Scottie, Vertigo filminde yükseklik korkusuyla çan kulesinin spiral merdivenlerini çıkıyor.

Vertigo (1958) — Yönetmen: Alfred Hitchcock

Hitchcock’un çan kulesi merdiveni, Scottie’nin yükseklik korkusunu değil saplantısını anlatır. Kamera her tırmanışta aynı sarmalın etrafında döner ve seyirci de karakterle birlikte baş dönmesine teslim olur. Merdiven burada bir yere varmaz ve Scottie’yi tekrar tekrar aynı travmaya aynı kayba geri götürür.

Sonuç olarak Rocky’nin bastığı her basamak bir iradeyi, Cersei’nin indiği her adım elden alınan bir iktidarı, Titanic‘in merdiveni aşılamayan bir sınıf farkını, Parasite’in bodrumu görünmez kılınan bir sınıfı, Vertigo’nun sarmalı çıkışı olmayan bir saplantıyı taşır.

Sinemada merdiven hiçbir zaman yalnızca A noktasından B noktasına geçiş değildir. Her basamak, karakterin kim olduğu ve kim olmaya çalıştığı arasındaki mesafeyi ölçer. Kamera sessize alındığında bile bu mesafe ayakların basamağa nasıl değdiğinde okunmaya devam eder.

Böylece Sinemada Basamaklar serisi; değişimden sınıfa, güçten korkuya, düşüşten saplantıya uzanan üç bölümlük yolculuğunu tamamlıyor.

Serinin başlangıcı: Sinemada Basamaklar: Değişim

Serinin ikinci bölümü: Sinemada Basamaklar: Sınıf, Güç ve Hiyerarşi

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin