,

The Odyssey (2026) İnceleme: Kim Bu Denizden Gelenler?

The Odyssey (2026) filminde truva atı sahilde kıyıdan çekiliyor.

The Odyssey’yi yüzyıllardır Odysseus’un eve dönüş hikâyesi olarak okuduk. Truva Atı’nı ise savaşı kazandıran büyük bir zekânın simgesi olarak kabul ettik. Christopher Nolan’ın The Odyssey (2026) uyarlaması da ilk bakışta bu geleneği sürdürüyor gibi görünüyor. Truva Savaşı’nın ardından evine dönmeye çalışan bir kahramanın yolculuğunu anlatıyor; denizler, tanrılar, canavarlar ve sınavlarla örülü epik bir anlatı kuruyor. Fakat film ilerledikçe bambaşka bir soru beliriyor. The Odyssey (2026) inceleme yazımız ile biz de bu sorunun peşine düşüyoruz.

Denizden gelen tehdit gerçekten kim?

Bu soru yalnızca Antik Yunan’a ait değil. Filmin tamamı, insanın kendi elleriyle yarattığı araçların bir gün kendisini dönüştürmesi üzerine kurulmuş büyük bir metafor gibi çalışıyor. Bu yüzden bana kalırsa The Odyssey yalnızca Homeros’un destanını değil, aynı zamanda yapay zekâ çağını da anlatıyor.

The Odyssey (2026) çekim süreci gerçek denizlerle çevrili olarak ve gerçek gemiler kullanıldı.

Tanrılardan Çok Kendi Aklına İnanan Bir İnsan

Odysseus’un en belirgin özelliği cesareti değildir. Onu diğer kahramanlardan ayıran şey, kendi aklına duyduğu neredeyse sınırsız güvendir.

Karşılaştığı sorunları tanrıların iradesiyle değil; gözlem, hesap ve stratejiyle çözmeye çalışır. Yine de çevresindeki insanların yalnızca aklın diliyle ikna olmayacağını bilir. Bu yüzden tanrıların otoritesini reddetmez; aksine onu kullanır. İnancı, toplumu yönlendirecek bir araç hâline getirir.

Fakat Odysseus’un asıl trajedisi burada başlamaz.

Asıl yanılgısı, yalnızca insanları değil; kendi fikirlerinin sonuçlarını da kontrol edebileceğine inanmasıdır.

Truva Atı: Güvenin Silaha Dönüştüğü An

Bu yüzden Truva Atı’nı yalnızca zekice hazırlanmış bir savaş planı olarak okumak eksik kalır.

Odysseus, surları güç kullanarak aşmaz.

İnsanların güvenini aşar.

Armağan görüntüsü taşıyan bir nesne, bir şehrin sonunu getirir. Böylece kutsal sayılan misafirperverlik ve güven ilkesi tarihte ilk kez büyük ölçekte bir savaş teknolojisine dönüşür.

Truva’nın yıkılışı yalnızca askerî bir zafer değildir.

İnsanların birbirine duyduğu güvenin de geri dönülmez biçimde değiştiği andır.

Bir kez armağanın içinden askerler çıktığında artık hiçbir armağan tamamen masum değildir.

Oppenheimer (2023) filminden kapak görseli alevler içinde Oppenheimer

Nolan’ın Oppenheimer Bağlantısı

Christopher Nolan’ın Oppenheimer ile kurduğu bağ da tam burada anlam kazanıyor.

Her iki filmde de bir insan, savaşı kazanmak için güçlü bir araç geliştiriyor.

Ama sonra o araç yalnızca savaşın sonucunu değil, dünyanın geleceğini değiştiriyor.

Oppenheimer atom bombasını geliştirirken insanlık tarihini değiştireceğini biliyordu. Odysseus ise Truva Atı’nı tasarlarken belki yalnızca bir şehri ele geçirdiğini düşünüyordu. Ancak ikisinin ortak noktası aynı:

İkisi de geliştirdikleri aracın etkisinin kendi amaçlarını aşacağını öngöremedi.

Teknoloji üretildiği anda yalnızca onu üreten kişiye ait olmaktan çıkar.

Dünyanın geri kalanını da dönüştürmeye başlar.

Kim Bu Denizden Gelenler?

Film boyunca Deniz Kavimleri yaklaşan felaket olarak anlatılıyor.

İthaka’da kalanlar onları bekliyor.

Onlardan korkuyor.

Denizin ufkunda belirecek gemiler, bilinmeyen bir tehdidin habercisi olarak gösteriliyor.

Fakat filmin sonunda büyük paradoks ortaya çıkıyor.

Denizden gelmesi en çok beklenenler, denizden gelmesi en çok korkulanlardır.

Odysseus ve adamları kendi evleri için kahramandır.

Fakat uğradıkları her kıyı için denizden gelen istilacılardır.

Bir kıyının kurtarıcısı, diğer kıyının felaketine dönüşür.

Nolan burada çok basit ama rahatsız edici bir fikir öneriyor:

İnsan çoğu zaman korktuğu geleceği kendi üretir.

Odysseues filminde gerçekleşen yangın sahnesinden bir görüntü

Yapay Zekâ Çağının Truva Atı

Tam da bu noktada film Antik Yunan’ı anlatmayı bırakıyor.

Bugünü anlatmaya başlıyor.

Yapay zekâ da Truva Atı gibi hayatımıza büyük vaatlerle giriyor.

Daha hızlı çalışacağız.

Daha üretken olacağız.

Bilgiye daha kolay ulaşacağız.

Bunların hiçbiri yanlış değil.

Ancak Truva Atı’nın da ilk bakışta bir tehdit değil, bir armağan olarak görüldüğünü unutmamak gerekiyor.

Bugün yapay zekâ üretimden eğitime, sinemadan haberciliğe, hukuktan sağlığa kadar neredeyse bütün alanları dönüştürüyor. Tartıştığımız şey artık yalnızca yeni bir teknoloji değil; çalışma biçimlerimizin, yaratıcılık anlayışımızın ve bilgiyle kurduğumuz ilişkinin yeniden tanımlanması.

Belki de yapay zekâ tehlikeli olduğu için değil…

Onu tamamen kontrol edebileceğimizi düşündüğümüz için tehlikeli.

Odysseus da Truva Atı’nı yalnızca savaşı kazanacak bir araç sanıyordu.

Oysa o araç insanların birbirine duyduğu güveni geri dönülmez biçimde değiştirdi.

Belki de her büyük teknoloji önce hayatımızı kolaylaştırıyor.

Sonra çalışma biçimimizi.

Sonra ilişkilerimizi.

En sonunda ise dünyayı algılama biçimimizi.

The Odyssey çekimlerinde kullanılan IMAX film kameraları ile yönetmen Nolan'ın kamera arkası görüntüleri.

Teknolojinin İronisi

Filmin kendisi de ilginç bir ironi taşıyor.

The Odyssey, tamamı IMAX film kameralarıyla çekilen ilk uzun metraj film.

Fakat filmin en gelişmiş hâli dünyada yalnızca 41 sinemada izlenebiliyor.

Teknolojik ilerlemenin ulaştığı en yüksek nokta, aynı anda erişim tartışmasını da beraberinde getiriyor.

Teknoloji bütün insanlığın geleceği olarak sunuluyor.

Ancak ona erişim herkes için aynı değil.

Gelecek herkesi değiştirecek.

Fakat herkes o gelecekle aynı anda ve aynı koşullarda karşılaşmayacak.

Sonuç

The Odyssey (2026) inceleme yazımızda filmin sonunda cevap bekleyen soru artık “Kim bu denizden gelenler?” değildir.

Asıl soru şudur:

Denizden gelmesini umutla beklediğimiz şey, kıyıya ulaştığında korkmamız gereken şeye dönüşebilir mi?

Belki Nolan’ın asıl söylediği şey de budur.

İnsanlık tarihi, denizden gelen tehditlerin değil; kendi elleriyle kıyıya çıkardığı araçların tarihidir.

Truva Atı da…

Atom bombası da…

Yapay zekâ da…

Aynı soruyu yeniden sorduruyor:

Ürettiğimiz şeyi gerçekten kontrol edebiliyor muyuz?

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin