,

Özkan Çelik ile Perde (2025) Üzerine Söyleşi

Yönetmen Özkan Çelik portre fotoğrafı

1981 Tokat doğumlu Özkan Çelik, Erciyes Üniversitesi Sinema-Televizyon bölümünden mezun oldu. Kariyerine yönetmen asistanı ve yardımcı yönetmen olarak başladıktan sonra, ilk uzun metraj filmi Muska (2014) ile ödüller kazandı.

Babamın Kemikleri (2018) ile ulusal ve uluslararası festivallerde yer aldı; Perde (2025) filmi ise Adana Altın Koza Film Festivali’nde en iyi senaryo, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldı.

Televizyonda Vuslat Yolu ve Bir Sevda İşi projelerine de imza atan yönetmen, çalışmalarını sürdürmektedir.

Perde filmi nihayet 3 Nisan’da seyirciyle buluştu. Bulunduğumuz koşullara göre “perdenin” hangi tarafında durduğumuzu, onu ne zaman ve ne kadar araladığımızı son derece samimi, gerçekçi ve yer yer trajikomik bir dille anlatan bu özgün filmin yönetmeni sevgili Özkan Çelik ile film üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yanlış anlaşılmak ve kendimi ifade edemeyeceğim bir durumda kalmak, en büyük korkularımdan biri.

Çiğdem Beder: Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü aldınız; oldukça hak edilmiş bir ödül. Film, gündelik ve trajikomik bir durumdan katmanlı bir gerilime evriliyor. Bu hikâyeyi kurarken çıkış noktanız neydi?

Özkan Çelik: Teşekkürler. Yanlış anlaşılmak ve kendimi ifade edemeyeceğim bir durumda kalmak, en büyük korkularımdan biri. Giriş katında yaşıyorum, her akşam bahçede kedileri beslerken içeride, salonda eşimi görürüm. Bir gün aklımdan şu geçti, ya gördüğüm kişi eşim değil de bambaşka biri olsaydı ve beni o an o halde yakalasaydı, kendimi nasıl anlatırdım? Bu soru uzun süre zihnimde dolaştı ve bir kıvılcım olarak kaldı. Yıllardır tanıdığım, fikirlerine değer verdiğim Cem Zeynel’e bundan bahsettim. O da fikri sahiplenip farklı açılardan besledi. Konuşmalarımız ilerledikçe sadece bu durum üzerine değil, bizi rahatsız eden davranışlar, çevremizde sıkça karşılaştığımız ikiyüzlülükler de hikâyeye sızmaya başladı. Bir noktada bu fikirlerin dağılmasına izin vermek yerine birlikte yazmanın daha doğru olacağına karar verdik ve senaryoya oturduk. Tüm bu süreç pandemi dönemine denk geldi. O dönemin kısıtlı koşulları, hikâyenin tek bir mekânda geçmesini de doğal olarak beraberinde getirdi.

Uzun diyalogların olduğu sahneler var filmde ama ritim hiç düşmüyor.
Yazım sürecinde veya çekimlerde “fazla teatral olur mu?” gibi çekinceleriniz oldu mu
?

Senaryoya başladığımızda ilk düşündüğümüz konu buydu. Tek mekânda geçen bir hikâye, ister istemez diyaloglara yaslanacaktı. Metnin doğal ve tempolu olmasını önemsedik. Senaryoyu tamamladığımızda elimizde oldukça ritimli bir taslak vardı. Cast sürecinden sonra yaptığımız ilk okuma provasında çekincelerim büyük ölçüde ortadan kalktı. Oyuncuların ağzından diyalogları duyduğum anda, başta kurduğumuz ritmin karşılık bulduğunu hissettim.

Yemek sahnesinin sevilen bir sahne olmasının en önemli nedeni senaryonun ritmi ve oyuncuların performansı. Bu sahneye provalar sırasında karar verdim. Hatta imkân olsa bu sahneyi tek plan olarak göstermek isterdim.

Perde filmi yemek sahnesi Bedir Bedir, Tülin Özen, Cem Zeynel Kılıç

Filmdeki yemek masası sahnesi özellikle dikkat çekici. Kamera uzun süre sabit kalıyor ve gündelik bir akışı izliyoruz. Bu riskli tercihin kaynağı anlatının doğası mıydı yoksa üretim koşullarının da etkisi oldu mu?

Bu sahne açıkçası en çok korktuğum sahneydi. Yaklaşık 17 dakika süren bir bölümden bahsediyoruz. Oyuncuların masaya oturuş biçimleri, uzun planlar… Tepki çekebileceğini düşünüyordum. Ama çoğunlukla sevilen bir sahne oldu. Bunun en önemli nedeni senaryonun ritmi ve oyuncuların performansı. Bu sahneye provalar sırasında karar verdim. Hatta imkân olsa bu sahneyi tek plan olarak göstermek isterdim. Provalarda oyuncular zaten bu şekilde konumlanıyordu ve ben de hepsini aynı anda görebildiğim bir açıdan izliyordum. Kamerayı bu noktaya yerleştirmek, sahnenin doğallığını güçlendirdi. Aynı zamanda izleyicinin kendini o masada, o anın içinde hissetmesini istedim.

Oyuncu performansları oldukça doğal ve gerçek. Sanki başkaları oynasa olmazmış gibi bir bütünlük var. Cast seçiminde özellikle neye dikkat ettiniz ve oyuncu yönetiminde nasıl bir yöntem izlediniz?

Cast süreci oldukça uzun sürdü. Senaryo bittikten sonra yönetmen olarak karakterleri zihninizde kurmaya başlıyorsunuz, fiziksel özelliklerinden tavırlarına kadar her şeyi hayal ediyorsunuz. Ama cast tamamlandığında, kurduğum hayallerin ötesinde bir kadro ortaya çıktı. Her oyuncu gerçekten yazdığımız karaktere dönüştü. Çok yetenekli bir ekiple çalışmak benim işimi de kolaylaştırdı. Çekim öncesinde yaklaşık sekiz aylık bir prova süreci geçirdik. Ayda bir ya da iki kez buluşup metni birlikte okuduk. Bu süreçte birçok şey zaten oturdu. Çekime geçtiğimizde ise sadece kadraj içinde küçük düzeltmeler yapmak yeterli oldu. Özellikle kalabalık sahnelerde oyunculuk dengesini korumaya dikkat ettim.

İnsan kendini köşeye sıkışmış hissettiğinde, normalde asla yapmam dediği şeyleri yapabilir mi? Ya da yaptığı bir şeyi sonradan kendine nasıl anlatır, nasıl meşrulaştırır? Bence asıl mesele, doğrunun ne olduğundan çok, insanın o doğruyu hangi şartlarda eğip bükebildiği

Cem Zeynel Kılıç ve Tülin Özen Perde filminden diyalog sahnesi

Film izleyicide hem bireysel hem evrensel bir ahlak sorgulaması yaratıyor. Sizce “doğru” dediğimiz şey ne kadar kişisel, ne kadar toplumsal koşullara bağlı?

Doğru dediğimiz şeyin tek ve sabit bir karşılığı olduğuna çok inanmıyorum. Daha çok, insanın kendi iç dünyasıyla, yetiştiği çevreyle ve maruz kaldığı koşullarla birlikte şekillenen bir alan gibi geliyor bana. Yani bir tarafıyla vicdanımız, korkularımız, geçmişimiz o doğruyu belirliyor. Ama diğer taraftan tamamen bireysel de değil, çünkü içinde yaşadığımız toplumun değerleri, baskıları da bu algıyı sürekli yeniden kuruyor. Perde’de aslında tam olarak bu gri alanla ilgileniyorum. İnsan kendini köşeye sıkışmış hissettiğinde, normalde asla yapmam dediği şeyleri yapabilir mi? Ya da yaptığı bir şeyi sonradan kendine nasıl anlatır, nasıl meşrulaştırır? Bence asıl mesele, doğrunun ne olduğundan çok, insanın o doğruyu hangi şartlarda eğip bükebildiği.

Sanki insanlar gerçeği araştırmaktan çok, hikâyeyi tamamlamak istiyor ve en uygun gördükleri kişiye o rolü veriyorlar.

Filmde suçun kendisinden çok kime atfedildiği öne çıkıyor.
Bu durumu güç ilişkileri ve sınıfsal konumlarla nasıl ilişkilendirirsiniz?

Güçlü olan, kendini daha iyi anlatabilen ya da toplum içinde daha makbul görülen kişiler çoğu zaman o suçun dışında kalabiliyor. Ama daha güçsüz, daha görünmez ya da zaten önyargıyla bakılan biriyseniz, suç size çok daha kolay yapışıyor. Sanki insanlar gerçeği araştırmaktan çok, hikâyeyi tamamlamak istiyor ve en uygun gördükleri kişiye o rolü veriyorlar. Bu dünyada, bu ülkede suçlu ama güçlüyseniz size hiçbir şey olmaz. 

Perde filmi Tülin Özen dramatik sahne

Gerçek hayatta benzer durumlara yaklaşımınız daha çok dramatik mi yoksa mizahi mi? “Perde”, bu yaklaşımın bir dışavurumu mu yoksa seyirciyi kendi cevabını aramaya iten bir yapı mı kuruyor?

Genellikle mizahi yön bende daha ağır basıyor. Başıma gelmiş ya da şahit olduğum dramatik olaylarda mizahi yön daha çok ilgimi çekiyor ve yazdığım, yönettiğim işlerde de kendini gösteriyor. Perde kara komedi bir film. Filmde, oyunculukların gerçekçi ama karakterlerin düştüğü durumun komik olmasının yarattığı tezat daha çok ilgimi çekti.

Günümüz Türkiye’sinde bağımsız sinema üretmek üzerine düşünceleriniz neler?
Bu koşullar yaratım sürecinizi nasıl etkiliyor?

Türkiye’de bağımsız bir film üretmek oldukça zor. Bütçe oluşturmak başlı başına bir mesele, o bütçeyi oluşturduktan sonra çekim sürecine kadar geçen zamanda enflasyonla baş etmek ayrı bir zorluk. Bu durum ister istemez yaratım sürecini de etkiliyor. Bu projede hem yönetmenlik hem yapımcılık yaptım. Yönetmen olarak verdiğim kararlar yapımcılığımı, yapımcı olarak aldığım kararlar da yönetmenliğimi etkiledi. Sonuçta çoğu zaman yapımcı tarafımın ağır bastığı kararlar almak zorunda kaldım

Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yeni projelerden bahsedebilir misiniz?

Üzerinde çalıştığım projeler var ama henüz net bir karar vermiş olduğum bir senaryo yok. 

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin