,

Taş ve Tüy: Nazire’nin Çıkış Arayışı

Taş ve Tüy filminde Nazire’yi canlandıran oyuncunun yakın plan görüntüsü.

Ragıp Türk’ün ilk uzun metraj filmi Taş ve Tüy, cezaevinden çıktıktan sonra yetiştirme yurdundaki oğlu Uğur’u yanına alabilmek için mücadele eden Nazire’yi izliyor. Kurumun istediği düzenli işe ve eve sahip olmayan Nazire, hurdacılık yapan arkadaşı Selami’nin yardımıyla sahte bir ev ve iş düzeni kuruyor.

Taş ve Tüy filminde Nazire’nin bir çocukla otobüste görüldüğü sahne.

Nazire ve Selami’nin planı, beklenmedik bir trajediyle bozuluyor. Soru sorulmasın diye yatağın altına saklanan hasta kadın, memur yatağa oturunca yatağın baskısı altında kalarak nefessiz kalıyor ve hayatını kaybediyor. Olay karakolda son buluyor. Bu sahne, Nazire’nin otoritenin soğuk ve sert yüzüyle yeniden karşılaşmasını ve çıkış arayışlarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.

Nazire, oğluna kavuşabilmek için önüne çıkan farklı ihtimalleri değerlendirmeye çalışıyor. Kayıp bir köpek için verilen ödülün, kurumun istediği koşulları karşılamasına yardımcı olabileceğini düşünüyor. Bu girişim de ona kalıcı bir çözüm sunmuyor; Nazire’nin çaresizlik içinde yeni yollar arayışını görünür kılıyor.

Taş ve Tüy filminde Nazire ile Onur Gözeten’in canlandırdığı karakterin motosikletle birlikte görüldüğü sahne.

Yan hikâyeler arasında kaybolan Nazire

Nazire’nin mücadelesi bana Erdem Tepegöz’ün Zerre filmini hatırlattı. İki film de kadınların yoksulluk ve toplumsal koşullar içindeki yaşam mücadelesine bakıyor. Zerre, Zeynep’in geçim derdini ve iş arayışını daha belirgin bir çizgide izlerken Taş ve Tüy, Nazire’nin çevresindeki başka hayatlara ve meselelere de açılıyor. Bu tercih, filmin toplumsal gözlemini genişletirken Nazire’nin karşısına çıkan engelleri de görünür kılıyor.

Yan hikâyelerin dağınıklığını yalnızca bir eksiklik olarak görmüyorum. Farklı toplumsal meselelere alan açılmasını değerli buluyorum. Yine de film, benim için tek bir ana hikâyenin gelişiminden çok Nazire’nin farklı engeller arasında sıkışmasını ve her defasında başka bir çıkış yolu aramasını izlediğimiz bir yere varıyor. Karakterlerin nasıl düşünüldüğünü ve çevreleriyle ilişkilerini hissediyoruz; ancak çatışmalarına yakından bakmaya yeterli alan bulamadan onlarla vedalaşıyoruz. Bu nedenle karakterler düşünülmüş olsa da dramatik derinliklerini yeterince deneyimleyemiyorum.

Taş ve Tüy filminde Nazire’nin bir köpekle birlikte görüldüğü sahne.

Ağırlığın içinde tutunacak bir ihtimal

Filmin adı Taş ve Tüy, aklıma “taş kadar ağır, tüy kadar hafif” sözünü getiriyor. Ben bu karşıtlığı Nazire’nin mücadelesinde de görüyorum: Oğluna kavuşmasının önündeki koşullar hayatını ağırlaştırırken Nazire, bu yükün altında ezilmemek için başka yollar aramayı sürdürüyor. Umut, onun için sorunu çözen bir yanıt olmaktan çok, mücadelesine devam etmesini sağlayan bir ihtimal olarak kalıyor.

Taş ve Tüy’ün toplumsal gözlemi, kurduğu atmosfer ve karakterlerini ayrıntılarla biçimlendirme denemesi, Ragıp Türk’ün sonraki işlerini merak ettiriyor. Bu ilk uzun metrajda sezilen dünyayı ve karakter çatışmalarını yönetmenin sonraki filmlerinde nasıl geliştireceğini görmek isterim.

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir yanıt yazın