,

Endüstri Konuşmaları #5: Varşova Uluslararası Film Festivali – Bartek Pulcyn ile Bir Film Seçmek

Pulcyn Bartek, Varoşova film festivali programcısı

Film festivalleri bağımsız sinemanın üretimi, dağıtımı ve sürdürülebilirliği için en önemli kurumlardır. Pek çok profesyonelin üretime odaklandığı bir sektörde, bu yapının hayatta kalmasını sağlayan asıl isimler aslında festival çalışanlarıdır. Dünyanın en büyük festivallerinden biri olan Varşova Uluslararası Film Festivali’de bu önemli rollerden birini üstlenen bir kişi var: Bartek Pulcyn.

Bartek Pulcyn, FIAPF tarafından akredite edilmiş bir etkinlik olan Varşova Uluslararası Film Festivali’nin Program Direktörlüğünü Mart 2025’ten bu yana yürütmektedir.

2002 ile 2013 yılları arasında, Varşova Uluslararası Film Festivali ile programcı, Kısa Film Yarışması küratörü ve FIPRESCI Varşova Eleştirmenler Projesi atölyelerinin koordinatörü olarak iş birliği yapmıştır. Son yıllarda, Transatlantyk Festivali (2015–2022) ve Zwierzyniec Yaz Film Akademisi (2023–2024) dahil olmak üzere büyük film etkinliklerinde program küratörü olarak görev almıştır.

Pulcyn aynı zamanda on beş yılı aşkın deneyime sahip bir kültür animatörü ve film gazetecisidir. Aylık Aktivist dergisinin film bölümünü yönetti ve Gazeta Studencka, Fluid, Hero ve çevrimiçi platform Filmweb’de yayımlamalar yapmıştır. Beş yıl boyunca, Radio Plus Warsaw’da yayınlanan film müziğine adanmış Filmowe ścieżki adlı radyo programını birlikte hazırlayıp sunmuştur.

Bartek ile film festivalleri, programlama ve sinemanın geleceği üzerine bir sohbet için bir araya geldik. Keyifli okumalar dileriz… 

TR | EN | English version here.

Esra Kars: Öncelikle sizi biraz daha yakından tanımak isterim. Bartek Pulcyn kimdir? Kendinizi ve sinema ile ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?

Bartek Pulcyn: Her zaman ve her şeyden önce, bir sinema aşığıyım. Yolculuğum 1996’da, kapağında Bruce Willis olan Polonya film dergisi Film’in Ocak sayısını satın aldığımda başladı. O andan itibaren sinemaya olan tutkum, sonraki tüm profesyonel kararlarımı şekillendirdi.

Uzun zamandır film endüstrisinin içindesiniz. Bu bağlamda programcı, film gazetecisi ve küratör gibi roller üstlendiniz. Bu çok yönlü kariyer yolculuğunda, sizi film programcılığına odaklanmaya yönlendiren dönüm noktası neydi?

En belirleyici dönüm noktası, izleyici olarak katıldığım Varşova Uluslararası Film Festivali’ndeki ilk deneyimdi. Bu kadar çeşitli, çoğu zaman egzotik ve güçlü sinema ile karşılaşmak, beni hemen o dünyanın bir parçası olmaya, somut olarak da festivalde çalışmaya  yöneltti.

Birkaç yıl sonra, kültürel çalışmalar okurken, festival ofisini bulmayı başardım — ki bu kolay değildi — kapıyı çaldım ve kapıyı o dönemin festival direktörü Stefan Laudyn açtı. İşte böylece festival tarihindeki ilk gönüllülerden biri oldum. Bir yıl sonra orada önce sezonluk, sonra da kalıcı olarak çalışmaya başladım.

Programlama, benim için bir festival inşa etmenin en büyüleyici yönüdür. Kişisel tutkum — sinema sevgim — ile festivalin yapısını ve programını şekillendiren somut eylemler arasında dönüşüm sağlayabilmekten dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum. Programlama, benim için bir festival inşa etmenin en büyüleyici yönü.

Warsaw Film Festival Poster (Varşova Film Festivali Poster)
Photo: Warsaw Film Festival

Festivaliniz kapsamında yürütülen ve benim de katılma şansı bulduğum FIPRESCI Varşova Film Eleştirmenleri Projesi gibi girişimler, genç sinema profesyonelleri için önemli bir alan açıyor. Önümüzdeki dönemde bu alanda nasıl bir genişleme ya da dönüşüm hedefliyorsunuz? Genç profesyonellere ulaşmak için hangi projeleriniz var?

Gazeteciliğin — film eleştirisi dahil — gerilemekte olduğuna dair yaygın inanca rağmen, bilgi, deneyim ve sinemadan doğan duygularını paylaşan insanların yerini hiçbir yapay zekânın alamayacağına inanıyorum.

Hâlâ bizi teşvik eden, zorlayan, yorumlayan ve filmleri anlamamıza yardımcı olan seslere ihtiyacımız var. Kendi izlenimlerimizi başkalarınınkiyle karşılaştırma ihtiyacı ortadan kalkmayacak. Biçimler değişebilir, platformlar evrilebilir, ancak film gazeteciliğinin özü aynı kalır.

Yıllardır, Warsaw Next gibi programlar dahil olmak üzere çeşitli girişimler aracılığıyla genç sinemacıları ve profesyonelleri destekliyoruz. Ayrıca kısa filmlere güçlü bir vurgu yapıyoruz. Bu bağlamda, yarışmamız dört kategoride Akademi Ödülü’ne aday belirleme niteliğine sahip ki bu da onu Avrupa’daki en önemli platformlardan biri haline getiriyor.

Hâlâ bizi teşvik eden, zorlayan, yorumlayan ve filmleri anlamamıza yardımcı olan seslere ihtiyacımız var.

Bir film izlerken, “bu film programda olmalı” dediğiniz o anı ne belirler: hikâye, yönetmenin vizyonu, teknik kalite ya da başka bir şey mi?

Tek bir cevap yok. Sinema bizi duygusal, entelektüel, ahlaki açılardan birçok yönden etkiler ve bir programcının “evet”ine giden birçok yol vardır.

Ancak bir tür ölçüt belirtebilirim: biçim ile içeriğin mükemmel şekilde uyum sağladığı bir film. Benim için bu Christopher Nolan’ın Memento’sudur. Yarı şaka yollu, sinemasal biçimin hikâyeye uygunluğu “on Nolan” ölçeğinde ölçülebilir denebilir.

Tanınmış bir yönetmenin ortalama bir filmi ile yeni bir yönetmenin güçlü bir ilk filmi arasında kaldığınızda, kararınızı ne belirler?

İdeal olarak — her ikisi de. Bir festival, karşılaşma ve diyalog alanıdır ve her iki tür film de yerini hak eder.

Güçlü bir ilk film, Birinci ve İkinci Film Yarışması ya da Uluslararası Yarışma için seçilebilirken, yerleşik bir yönetmenin filmi, çoğu zaman onu zaten bekleyen bir izleyiciyle buluştuğu Özel Gösterimler bölümünde sunulabilir.

Warsaw film festival, theatre and people watching movies.
Photo: Warsaw Film Festival

Rolünüz gereği, bir sinemacının keşfedilmesine doğrudan etki ediyorsunuz. Seçkinize yeni sinemacıları dahil ederken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz? “Burada potansiyel var” dediğiniz noktaya sizi getiren unsurlar nelerdir?

En azından Nolan ölçeğinde yedi olması gerektiği söylenebilir. Şaka bir yana, sinema derinlemesine kişisel ve duygusal bir olgudur ve tek bir formül yoktur.

Bazı filmler sizi ilk dakikalardan itibaren yakalar — ve bu ilk an çok önemlidir. Kısa filmler söz konusu olduğunda ise bu bir ilk sahne, hatta tek bir plan bile olabilir.

İşte o zaman bir film sizi alır, meraklandırır, büyüler — ya da sizi tamamen kayıtsız bırakır.

Festivalin önemli unsurlarından biri, festivalin özgürlük, hakikat, iyilik, dostluk ve güzellik gibi evrensel değerlere yeniden odaklanmasıdır.

Günümüzde birçok festivalin seçkileri ve ödül tercihleriyle belirgin bir kimlik oluşturduğunu görüyoruz. Sizce bir festivalin kimliğini gerçekten ne belirler ve bu bağlamda Varşova Uluslararası Film Festivali’ni nasıl konumlandırıyorsunuz?

Ödüller jürilerin elindedir, dolayısıyla bir festivalin stratejisini belirleyemezler.

Varşova Uluslararası Film Festivali son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdi. Önemli unsurlardan biri, özgürlük, hakikat, iyilik, dostluk ve güzellik gibi evrensel değerlere yeniden odaklanmasıdır.

Bu temaları keşfeden filmleri sunan Animus. Cinema of Values adlı yeni bir bölüm tanıttık. Yalnızca biçimle değil, aynı zamanda içerikle de ilgilendiğimize dair net bir mesaj vermek istedik: izleyiciyi etkileyebilen, düşünmeye davet eden ve bazen hayatları bile değiştirebilen içerik.

Çünkü yalnızca kusurlu karakterlerde kendimizi tanıyabiliriz.

Peki sizce bir festival bir şehri mi dönüştürür, yoksa şehir mi festivali şekillendirir? Varşova olmadan bu festival aynı olur muydu? Varşova’nın bu festivale kattığı değer nedir?

Varşova, harabelerden yükselen bir şehir — II. Dünya Savaşı sırasında büyük ölçüde yok edilmiş ve onlarca yıl süren komünizmin ardından Avrupa’nın en dinamik ve modern şehirlerinden biri haline gelmiştir.

Aynı zamanda, kentsel dokusunda görülebilen “yaralar”ın tarihi izlerini hâlâ taşır . İşte festivalimiz tam da bu mekânda gerçekleşir.

Varşova çeşitlidir — tıpkı sunduğumuz sinema gibi. Belki de gösterdiğimiz filmlerin çoğunda ortak olan şey tam da bu kırılma hissidir — kusurlu karakterler, zayıflıkları, karşılaştıkları zorluklar. Sinemayı gerçekten etkileyici kılan da budur, çünkü yalnızca kusurlu karakterlerde kendimizi tanıyabiliriz.

Warsaw Tower photo from Warsaw Film Festival
Photo: Warsaw Film Festival

Modernleşmeden söz edecek olursak dijital platformlar uzun vadede izleyicinin sinema ve festivallerle olan bağını güçlendiriyor mu yoksa zayıflatıyor mu? Gözlemleriniz ve buna karşı geliştirdiğiniz yaklaşımlar nelerdir?

Bugün evden çıkmak için eskisinden daha güçlü bir motivasyona ihtiyacımız var ve dijital platformlar sinemaya gitmeyi daha ziyade bir etkinlik haline getirdi.

Paradoksal olarak, bu festivallerin lehine olabilir; çünkü festivaller sadece gösterimlerden fazlasını sunar, ortak bir deneyim, bir topluluk olma duygusu… Ve bu, araştırmaların gösterdiğine göre, genç izleyicilerin giderek daha fazla aradığı bir şey.

Gönüllülük; bağlılık, inisiyatif ve bir festivalin nasıl işlediğine dair anlayışı göstermek için en iyi yoldur.

Uluslararası bir festivalde programcı olarak yer almanın en gerçekçi yolu nedir sizce? Festival seçkileri kürate etmek isteyen genç sinemacılara ne önerirsiniz?

Her zaman gönüllülükle başlamayı öneririm. Bu, bağlılık, inisiyatif ve bir festivalin nasıl işlediğine dair anlayışı göstermek için en iyi yol gerçekten.

Birçok programcı aynı zamanda film gazeteciliği geçmişine sahiptir — sinema hakkında yazabilme ve eleştirel olarak etkileşim kurabilme becerisi de oldukça değerli bir varlık.

Bartek Pulcyn’e sayfamızla gerçekleştirdiği bu kıymetli röportaj için çok teşekkür ederiz. 

Varşova Uluslararası Film Festivali ile ilgili merak ettiğiniz detayları festivalin internet sitesinden erişebilirsiniz.

Yayınlanma :

Son Güncelleme :

YAZAR

Bir Cevap Yazın

Sinefil Atak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin